Kendinize Yeteri Kadar Değer Veriyor musunuz?

Jezebel

Hepimiz aynı sularda boğuluyoruz.
Kıdemli Üye
Kayıt tarihi
18 Kasım 2021
Mesaj
1.419
Tepkiler
2.459
1642873543608.png
Hiç kimse size kendinizi yetersiz, değersiz hissettiremez. Siz kendinizi değersiz hissettiğiniz için çevrenizde bunu besleyecek ipuçlarını toplar, anlamlandırır ve hissettiklerinizi sizi ispatlayacak insanları hayatınıza çekersiniz.
***​
Kendinizi nasıl görüyorsunuz? Nasıl biri olduğunuzu düşünüyorsunuz? Kendinizi tanımak için sorular soruyor musunuz?
Ya da sorduğunuz sorulara dürüstçe cevaplar verebiliyor musunuz?
Herkesin zihninde kendini tanımladığı kişisel bir imge, içsel olarak da inandığı bir ''ben'' algısı vardır. Kendinizi nasıl görüyorsanız öyle davranır ve karşınızdaki insanları da buna ikna edersiniz. Örneğin pek de güzel olmadığınızı düşünüyorsanız, bilinçsiz bir şekilde kendinizi çekici görünüme kavuşturacak herhangi bir girişimde bulunmaktan alıkoyarsınız ya da insanlarla iletişim kurmaktan kaçarsınız. Zaten ben güzel değilim diyerek yapmak istediğiniz, olmak istediğiniz durumlara engel koyarsınız.​
Kendinize dair düşüncelerinizi sakladığınızı düşünürsünüz ama yanılırsınız, bunların hepsi bir şekilde sizden taşar ve etrafınıza yayılır. Kendiniz hakkındaki her düşünceniz başka insanların sizin hakkınızda neler hissettiğini etkiler. İletişimimizin birçoğu bilinçdışından gerçekleştiği için, etrafınızdaki insanlar sürekli olarak sizin beden dilinize, ses tonunuza bakarlar ve gönderdiğiniz duygusal sinyalleri görürler, bunlara karşılık verirler. Çok olumlu şeyler söylerken bile farkında olmadan beden dilinizle tamamen farklı bir mesaj verebilirsiniz. Omuzlarınızın çökmesi, yüz ifadeniz, bakışlarınız, elleriniz sizin içinizdeki duyguları yansıtır. O yüzden içsel olarak kendinizle ilgili hissettikleriniz çok önemlidir. İçinizdekiler sizin dış dünyanızı yaratır.​
Zaman zaman kendinizi değersiz hissettiğiniz anlar olur. Söylenilen bir söz, bir ima içinizde bir yerlere çarpar ve kendinizi kötü, önemsiz, işe yaramaz gibi hissedersiniz. Aslına bakarsanız ortada size kasıtlı olarak yapılan bir şey de yoktur ama siz içinizde öyle bir fırtınaya kapılırsınız ki karşınızdaki size iltifat ediyor bile olsa sizin içinizde kış kıyamet kopuyordur. Kenara çekilir, üzülür, ağlarsınız, iyi şeyleri hak etmediğinizi düşünür, kendinize layık olana uzanıp erişemezsiniz bile. Başkaları tarafından sevilebileceğinize inanmaz, kendinizi başkalarından aşağıda görürsünüz. Başkalarına yapamadığınız en sert eleştirileri kendinize yöneltir, tabiri caizse kendinizi duvardan duvara vurursunuz. Hep eksik ve yetersizsinizdir ve ne yaparsanız yapın asla ''iyi'' değilsinizdir.​
Tarif ettiğim tüm bu yaşananların adı değersizlik hissidir. Değersizlik hissinin tohumları siz dünyaya gözlerinizi açtıktan sonraki ilk çocukluk zamanlarında atılır. Kendinize yönelik geliştirdiğiniz olumsuz duygular ve şablonlar, içinde yetiştirdiğiniz aile yaşantısı eşliğinde çocuklukta yaşadığınız olaylarla bilincinize yerleşir. Hatta öyle bir yerleşir ki bunlar sizin doğrularınız, hayata dair inanışlarınız olur.​
Çocukken anne babanız tarafından size sürekli olarak işe yaramaz olduğunuz söylenirse siz bunu içselleştirmeye ve öyle olduğunuza inanmaya başlar, bunu bir etiket gibi üzerinize yapıştırırsınız. Sürekli eleştiriye maruz kalmak, sevgisizlik, aşağılanma gibi şeyler içinize öyle bir işler ki yetişkin olduğunuzda bunlar artık sizin hayatınızın bir parçası ve normali olurlar.​
Bu yanlış kodlamaları içselleştirmeniz sonucundaysa hayata karşı daha korkak, çekingen davranıp gerçekte sahip olduğunuz potansiyelin ortaya çıkmasına engel olur ve hak etmediğiniz yanlış insanları yaşamınıza çekersiniz. Hatta size iyi davranan ve size iyi hissettirecek insanları da göremezsiniz çünkü zaten siz içinizde yaşadığınız değersizlikle iyi şeyleri hak etmediğinizi düşünürsünüz.​
Yetiştirilme tarzı olarak katı bir disiplinle büyütülen, zorlanan, anne babasının tek güç olduğuna inanan, ihmal edilen çocuklarda değersizlik hissi sıklıkla gelişir. Üstüne bir de travma, depresyon gibi şeyler eklendiğinde bu değersizlik hissi pekişir. Bu çocuklar yetişkin olduğunda hem iş hayatında hem de özel hayatında sorunlar yaşar.​
Kendinizde değersizlik duygusunun olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz?​
Kendinize şu soruları sorun:
  • İlişkilerinizde sürekli sorun yaşıyor musunuz?
  • Özgüven problemleriniz var mı?
  • Hayır demek sizin için ölüm gibi bir şey mi?
  • İlişkilerinizde bağımlılık probleminiz mi var?
Bu sorulara genel olarak yanıtlarınız evetse siz de yoğun olarak değersizlik duygularıyla baş etmeye çalışıyorsunuz demektir.​
Değersizlik duygusundan uzaklaşmak önce kendinizi değerli görmekle başlar. Kendi öz değeriniz bir mucize olarak dünyaya gelmenizden ve şu anda burada nefes alabilecek gücü bulmanızdan kaynaklanır. Değer duygunuzu dışınızdaki şeylerde aramayın. Sakın olduğunuz kişinin yetersiz ve değersiz olduğunu düşünmeyin. Değerli olduğunuzu hissetmek için başkalarının onayına, sevgisine ve doğrulamasına ihtiyacınız yok. Dış koşullar, yerler ve insanlar sizin değerinizi belirlemez. Siz bunlardan bağımsız kendi öz benliğinize tutunarak değerli hissetmelisiniz, kimlik ve kişiliğinizi insanların ihtiyaç, fikir ve söylemleri doğrultusunda değiştirmemeli, öz değerinize inanmalısınız. Sizi değerli kılan şey dışarıdan nasıl göründüğünüz değil, içinizde kim olduğunuzdur.​
Gerçekte kim olduğunuzu bulun ve sizi nelerin tanımladığını keşfedin. Her şeyde olmasa da muhakkak bir şeylerde iyisinizdir. Farklı olduğunuz alanları görün ve farklılıklarınızın sizin bir parçanız olduğunu, sizi özel ve değerli kılanın bu olduğunu unutmayın. Kendinizi ortaya koymaktan, hayır demekten, sınır çizmekten korkmayın. İnsanları kaybedeceğim, benden uzaklaşacaklar kaygısına son verin. Sizi siz olduğunuz için sevenler muhakkak var hayatınızda. Bilincinize yerleştirdiğiniz değersizlik şemalarını değiştirmek için harekete geçin. Kendinizi kötü ve değersiz hissettiren insanlarla değil size iyi gelecek insanlarla vakit geçirin ve onları hayatınıza alın.​
Kendimi Nasıl Değerli Hissederim?
Sizi değerli kılan şey dış dünyadaki insanların onayı değildir. İnsanları sevin ama değerli hissetmek için onlara bağımlı olmayın.​
İnsanlar sizi kendinize biçtiğiniz değerle kabul ederler ve ona göre davranırlar. Peki bu yaşamda sizin kendinize biçtiğiniz değer ne?​
Bazen kendimize karşı acımasız davranırız. Başkalarından daha çok kendimizi eleştirdiğimiz olur. Yaşadığımız tatsız deneyimler yüzünden kendimizi eksik bulur ve yetersiz hissederiz. Ya da sadece başkalarının onayını alınca tamamlanmış hissederiz.​
Öz değer insanın cinsiyetiyle, yaptığı işle, kazanılan para miktarıyla, ne kadar ünlü olduğuyla gelişen bir şey değildir. ''Kendine değer vermek'' aslında Yaradan'ın size verdiği varoluş değerinin farkında olmaktan geçer. Herkes doğduğu andan itibaren bir mucize ve bir değerdir.​
İnsan önce kendi benliğini, ruh bütünlüğünü severse ve öz değerinin farkında olursa karşısındaki insanlar da ona bu duyguyla yaklaşır. Öz değer sizin içsel gücünüzdür. Öncelikle kusursuz olma ihtiyacınızdan vazgeçin; kusursuz, mükemmel insan yoktur. Kendinize yönelttiğiniz her türlü yargılama, suçlama ve eleştirme düşüncelerinizden vazgeçerek kendinizle içsel bir barış imzalayın. Geçmişin pişmanlığından kurtulun, dersinizi alın ve yolunuza devam edin. Kendinizde, hayatınızda ve sevdiklerinizde takdir ettiğiniz şeyleri görün. Yalnız başınıza kalmaktan korkmayın, daha az düşünün, düşüncelerinizin esiri olmayın ve daha çok hissedin. Sevmeyi öğrenin, daha fazla sevin ve daha az korkun; kendinizi ifade etmeyi öğrenin; kendinizi eleştirip yargılamaya daha az, olduğunuz kişiyi beslemeye ve sevmeye daha çok vakit ayırın. Sizi iyi hissettirecek düşüncelere vakit ayırın, kendinizde sürekli olumsuzluk aramayın, sizin değerinizi fark eden, içinizdeki en iyi ortaya çıkaran kişilerle birlikte olun. Hak ettiğiniz sevgiyi ve saygıyı kendinize sunun; bunu yarın, sınavı kazanınca, bir erkek - kız arkadaş bulunca, paranız olunca, daha mutlu hissedince, kilo verince, terfi alınca, evlenince, çocuğunuz olunca değil, şimdi yapın! Çünkü olumlu duygular siz bunu yaptıkça gelişir.​
İnsanların sizi nasıl kabul ettiği ya da size ne kadar değer verdiği konusunda her şeyden çok siz sorumlusunuz. Kendinizi nerede görüyorsunuz, nerede hayal ediyorsunuz onu seçin ve ''Hangi davranış, tutum bu değerinize uygun olacaktır?'' sorusunun cevabını bulun. Bu cevabı benimseyin, hayatınızda uygulayın. Eğer siz bunu kabul eder ve buna göre yaşarsanız diğer insanlar da bunu onaylayacak ve kabul edecektir, kabullenemeyenler de zaten hayatınızdan çekip gidecektirler. Çünkü sizi değersiz hissettirmeye cesaret edemeyeceklerdir; ederlerse siz, bu davranış karşısında gereken tutumu göstereceksinizdir, bu da sizin değerinizi koruyan sınırınız olacaktır. Siz kendinize bir hiç gibi davranırsanız diğer tüm insanlar sizi kendi değeriniz doğrultusunda kabul edecekler, gerçekten bir hiç olduğunuzu düşüneceklerdir. Önemli biri gibi davranırsanız o zaman diğer insanların sizi önemli biri olarak görmekten başka seçeneği kalmaz.​
Yaradılışınız bir mucizedir. Bu mucizeye ihanet etmeyin, ona iyi davranın, değer verin, hak etmediğiniz kötü davranışlardan korunun. Bu sizin sorumluluğunuz olsun. Kendi içinizdeki küçük çocuğu hissedin, ona sakın kötü davranmayın. Bir çocuğu incitmek istemezsiniz öyle değil mi? Onun güzel sözler duymaya ve sevilmeye ihtiyacı var.​
Öz değer duygunuzu artırmak için 5 Öneri:
1. Amaç ve hedeflerinizi belirleyin: Yaşamdaki en büyük güç bir amaca ve hedefe sahip olmaktır. O yüzden kendi değerinizi korumak için, kendinizi gerçekleştirebileceğiniz, kimse için vazgeçmeyeceğiniz amaç ve hedeflerinizin olması çok önemlidir.​
2. İlişkilerde bağımlı olmayın: Kendinize ait alanınız, kendinize ait arkadaş ve zevkleriniz olmazsa ilişkide karşınızdaki kişiye bağımlı olursunuz. Bu da sizi mutsuz ettiği gibi öz değer duygunuzu azaltır. Kendinize ait alanınızı koruyun, bağımlı değil, bağlı olun.​
3- Herkese hak ettiği kadar değer verin: Değer görmek herkesin hakkı ama karşınızdaki kişi sizi değersiz ve mutsuz hissettirirse orada sınır koymanız çok önemlidir. Karşınızdaki kişi size yeterli itina ve özeni göstermediğinde siz sınır çizemez ve içsel olarak değersiz hissetmeye başlarsınız.​
4- Hayır demeyi öğrenin: Sevmediğiniz ya da yapmak istemediğiniz şeyleri sırf insanları kırmamak ya da kaybetmemek için yapmayın. Sınırlarınız belli olsun, gerektiği yerde hayır demekten çekinmeyin.​
5- Duygularınızı ifade edin: Sizi kıran, üzen durumlar olduğunda duygularınızı saklamayın, mutlaka ifade edin. Duygularınızı söylemek hem yükünüzü azaltır, hem değerinizi artırır.​
 
Son düzenleme:

Gri

Lahmacun
Yönetici
Kayıt tarihi
23 Mart 2021
Mesaj
6.211
Tepkiler
7.832
Engin Geçtan'ın İnsan Olmak kitabında "Değersizlik Duygusu" başlıklı bir bölüm var. Hem özdeğer eksikliğini ve nedenlerini, hem de kaygının bunlarla ilişkisini incelemiş. Özdeğer yoksunluğu çok ciddi bir sorun ve ne kadar mutlu bireyler olursak olalım -ki sürekli mutlu olmak mümkün değil- kimi zaman hepimiz kendimizi değersiz hissediyoruz. Ya sevdiğimiz bir insanın istemeden de olsa söylediği bir söz veya sergilediği bir davranış, ya da bir yabancının bizi yaralamak için söylediği sözler... Sonuç değişmiyor, yeniden toparlanmak için zamana ihtiyaç duyuyor insan.

Bu yazı çok güzel, kısa ve öz bir korunma rehberi olmuş. :)
 

Yakida

Bad Cop
Yönetici
Kayıt tarihi
23 Mart 2021
Mesaj
5.137
Tepkiler
5.249
Giriş paragrafı(kırmızı olan) müthiş bir paragraf tam da ablam için düşündüklerimi özetlemiş, ablamda da var o özgüven eksikliği, herkesin davranışından bir anlam çıkarır; ''bunu şunun için mi dedi, şunu bunun için mi dedi, ne ima etmek istedi'' gibi takıntıları var bundan asla kurtulamıyor ve hayatını çekilmez kıldığı gibi çevresindekiler için de çekilmez hale getiriyor, dolayısıyla insanlar ister istemez uzaklaşıyor kendisinden.
Mesela bana Wahatsapp'dan bir şeyler gönderir, vaktim olmamıştır cevap verememişimdir, açar anneme bir şeye mi kızdı kardeşim niye cevap vermiyor der.
Ben de buna fena halde bozuluyorum, cevap veremeyince tek akla gelen bu mu! öyle olunca bu sefer istesem de cevap vermeye mecbur muşum gibi hissettiğim için cevap vermek gelmiyor içimden, böylelikle gerçekten bir gerginlik oluşuyor ve bunu hissettiklerinin doğru olduğunun bir kanıtı zannediyor.
Yani böyle birisi sizi de ister istemez yaşadığı girdaba çekiyor, sadece ben değil oğlu, kızı, arkadaşı herkese yapıyor ve o gerginliği karşısındakine geçirmeyi başarıyor dolayısıyla herkesi kendisinden uzaklaştırıyor, neymiş Facebook'da bir yazı göndermiş arkadaşı onu like'lamamış neden acaba bir şey mi oldu, niye beğenmedi deyip bunu günlerce konu yapıyor beyninin bir köşesinde kendisini yiyip duruyor, özetle çevrenizde böyle birisi varsa işiniz var demektir.
 

yanılsama

-kör eden ışık geçicidir.
Yeni Üye
Kayıt tarihi
26 Mayıs 2022
Mesaj
78
Tepkiler
161
yorum yapan arkadaşlar güzel özetlemişler. bende farklı bir açıdan bakarak şöyle söyleyeyim. kendimize değer vermek, kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilmek, kendimize ve en mühimi duygularımıza kulak vermek, kendimizle iletişim kurabilmek kendimize yapacağımız en büyük iyiliktir. ama bunun aşırısına kaçmak kişide narsistliği tavan yaptırır ve özsevici olmak bir kişilik bozukluğudur. kişi bırakın sizi kendini dahi sevemiyor, sürekli kusur bulup eleştiriyor ise durup bir düşünelim önce. bu sürecte bu insanın çevresindeki insanlar tarafından sevilmemesini yada sevilmediğine inanıyor olması çok doğal. biz kendimize bile şefkat gösteremiyor isek, hatasız ve kusursuz olduğumuzu her şeyi bildiğimizi düşünüyor isek kendimizi olduğu gibi göremeyeceğimiz gibi bu sabit düşünceler hatalarımızı kabul edip yeni kararlar alamayarak ilerlememizi de engeller. yani her sabit düşünce sahibine ziyandır. önce bundan uzaklaşalım sonra kendimizi sevelim, kendini seven ve dinleyen muhakkak çevresine de kulak verecektir.
 

Gri

Lahmacun
Yönetici
Kayıt tarihi
23 Mart 2021
Mesaj
6.211
Tepkiler
7.832
yorum yapan arkadaşlar güzel özetlemişler. bende farklı bir açıdan bakarak şöyle söyleyeyim. kendimize değer vermek, kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilmek, kendimize ve en mühimi duygularımıza kulak vermek, kendimizle iletişim kurabilmek kendimize yapacağımız en büyük iyiliktir. ama bunun aşırısına kaçmak kişide narsistliği tavan yaptırır ve özsevici olmak bir kişilik bozukluğudur. kişi bırakın sizi kendini dahi sevemiyor, sürekli kusur bulup eleştiriyor ise durup bir düşünelim önce. bu sürecte bu insanın çevresindeki insanlar tarafından sevilmemesini yada sevilmediğine inanıyor olması çok doğal. biz kendimize bile şefkat gösteremiyor isek, hatasız ve kusursuz olduğumuzu her şeyi bildiğimizi düşünüyor isek kendimizi olduğu gibi göremeyeceğimiz gibi bu sabit düşünceler hatalarımızı kabul edip yeni kararlar alamayarak ilerlememizi de engeller. yani her sabit düşünce sahibine ziyandır. önce bundan uzaklaşalım sonra kendimizi sevelim, kendini seven ve dinleyen muhakkak çevresine de kulak verecektir.
Esneyemeyen, yani plastik davranis gosteremeyen bir bina depremde coker. Insanlar da boyle bence, sadece siyah ve beyaz arasinda gidip gelen, kendisine karsi acimasiz olan ve hatalarini kabul edemeyen bir birey sonunda kirilir. Tuzla buz olur.
 

Yeni konular

Top