• Eğlenceli genel forumlar arasında bir yıldız gibi parlayan en iyi genel forum sitesi Dipsiz Forum'a hoş geldiniz.

    Sadece 3 saniyenizi ayırarak, reklamsız ve güncel forumlar deryasına atlamaya ne dersiniz? Haydi, burası dipsiz bir forum, burada her şey var!

Covid Aşısı Hakkındaki Şehir Efsaneleri ve Gerçekler

Gri

Lahmacun
Yönetici
23 Mart 2021
522
1
2.055
39
İstanbul, Çanakkale
dipsizforum.com
Gördüğüm kadarıyla aşı karşıtı kara propaganda bayağı yaygın ve devlet kurumları da halkı doğru şekilde bilgilendirmekte son derece yetersiz kalıyor. Keşke televizyonlarda kamu spotları yayınlanarak COVID-19 aşıları hakkındaki şehir efsanelerinin doğrusu anlatılsa. Şimdilik bu mümkün olmadığından, forumda elimden geldiğince bu konuda yazmak istiyorum, bu konuda da değişik kaynaklardan bir derlem yaptım:

1) mRNA aşıları insan DNA'sını bozuyor mu?​

Bu iddia doğru değil. Hücre genetiğine ilişkin kısaltma terimler olarak bilinen DNA ve RNA, sık sık karıştılsa da aslında birbirinden çok farklı. DNA, vücudumuzun çeşitli özelliklerini belirleyen genetik planı içerir. SARS-CoV-2 gibi virüsler, genetik materyallerini depolayan RNA'lara sahiptir. RNA, insan vücudunda da bulunur ve protein sentezinde rol oynar. Virüsler, insan hücrelerinde çoğalmak için bu protein sentezi mekanizmadan yararlanır. Bunun yanı sıra insan vücudu, virüslerle antikor ve T hücreleri üreterek protein artışlarıyla savaşır.

RNA aşıları, SARS-CoV-2 virüsünün yalnızca bir elementini, yani virüslerle savaşan başak proteinleri üretme planı içeren mesajcı RNA'yı insan vücuduna enjekte eder. İnsan bağışıklık sistemi aşıyla harekete geçerek patojene karşı antikorlar oluşturur. Ancak hiçbir insan veya virüs RNA'sı hücre çekirdeğine giremez. Bu da genetik materyalimizle, yani DNA'mızla temas etmediği anlamına gelir. Hücreler, amacına hizmet ettikten sonra RNA'yı parçalar.

Aralık 2020'de yayınlanan bilimsel bir çalışmada, SARS-CoV-2 virüsünden elde edilen genetik materyalin, RNA'yı DNA'ya kopyalayan ve hücre çekirdeğine girebilen bir enzim olan, ters transkriptaz yoluyla insan DNA'sında değişikliğe neden olabileceği iddia edildi. Ancak söz konusu çalışma henüz hakem incelemesine tabi tutulmadı ve hararetli bir şekilde tartışılıyor.

Ters transkriptazı keşfetmedeki rolü sebebiyle Nobel Ödülü kazanan Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nden Virolog David Baltimore, saygın bilim dergisi Science'a araştırmanın çok sayıda ilginç soruyu gündeme getirdiğini, ancak araştırmanın sadece SARS-CoV-2'nin parçalarının entegre edilebileceğini gösterdiğini, ancak bunun bulaşıcı materyal oluşturmadığını söylüyor. Baltimore, "Bu, büyük olasılıkla biyolojik bir çıkmaz" diyor.

Peki mRna aşısı için de aynısı durum söz konusu olabilir mi? Bonn Üniversitesi Doğa ve Tıp Bilimleri Enstitüsü'nün (LIMES) Başkanı Waldemar Kolanus, bulguların aşı ile ilgili ilişkilendirilmesine şüpheyle yaklaşıyor. DW'ye verdiği demeçte, hücrelerin hemen parçalanmasını önlemek için, mRNA'nın yapısının aşılar için kasıtlı olarak değiştirildiğini söyleyen Kolanus, aşıların "Büyük olasılıkla tersine transkripsiyon yapmayacağı" görüşünde ve bu sebeple, mRNA aşılarının bu tür süreçler açısından gerçek virüs genomlarından çok daha güvenli olduğunu söylüyor.

Kaynak: https://www.dw.com/tr/covid-19-dört-aşı-efsanesinin-doğruluk-kontrolü/a-57526965

Sosyal medyada sık sık dolaşan yanlışlardan biri de mRNA aşılarının insanların DNA’larına etki ettikleri ve değiştirebildikleridir. Hem Mount Sinai'den aşı profesörü Florian Krammer hem de Mayo Clinic’in Aşı Araştırma Grubu yöneticisi ve immünolog Richard Kennedy, bunun basit bir nedenden dolayı doğru olmadığını söylüyor.

Kennedy, "Genomumuz DNA ve bunun kopyalarını yapacak tüm enzimlere ve makinelere sahibiz. Ancak hücrelerimizde RNA'yı alıp tekrar DNA'ya çevirecek hiçbir mekanizmaya sahip değiliz. Eğer böyle bir teknolojiye sahip olsaydık her virüs bulaştığında DNA’yı değiştiriyor olurduk” ifadelerini kullandı.

Kaynak: https://www.ntv.com.tr/galeri/sagli...YJH3jlkSVEKr7jrhCfl3FQ/US2WvbZ6kU6mA0VjwE-gpQ
 

Gri

Lahmacun
Yönetici
23 Mart 2021
522
1
2.055
39
İstanbul, Çanakkale
dipsizforum.com

2) Aşılar Yeterince Test Edilmeden mi Uygulanmaya Başlandı?​


Aşıların geliştirilmesi ve onaylanmasını sağlamanın genelde 10 ila 15 yıl, bazen daha da uzun sürdüğü biliniyor; ancak ilk SARS-CoV-2 aşılarının geliştirilip onaylanması bir yıldan az sürdü. Bu nedenle, bazı insanların bu hızından rahatsız duyması ve kuşkulanması anlaşılabilir bir durum. Ancak bu iddia yanıltıcı. Çünkü, aşıların bu kadar kısa bir süre sonra kullanıma hazır olmasının birkaç açıklaması var.

Bunlardan ilki, aşı geliştiricilerin önceden var olan bilgi birikimi üzerine bir aşı geliştirmeye çalışmaları. Aşılarda, daha önce üzerine çalışılmış ve hatta test edilmiş teknolojiler kullanılır. Araştırmacılar, zaten SARS ve MERS (2012) patojenleri üzerine yapıplan çalışmalardan, koronavirüsler hakkında çok şey biliyorlardı. Aşılar da bu bağlamlarda geliştirildi. İkinci bir neden de dünya çapında SARS-CoV-2 aşılarının geliştirilmesine büyük miktarda para yatırılmış olması. Bu durum, araştırmacılara bu görevi üstlenmeleri ve normalden çok daha fazla test yapmaları için bol miktarda kaynak ve personel sağlanmasına yardımcı oldu.

Üçüncü bir neden de birçok sürecin modernize edilmiş ve hızlandırılmış olması gerçeğinde yatıyor. AstraZeneca aşısının testlerine katılan Dr. Mark Toshner, İngiliz yayın kuruluşu BBC'ye aşı denemelerinin yıllar sürdüğünü düşünmenin yanıltıcı olduğunu söylemişti. Asıl zaman alanın, araştırma fonlarını beklemek, denekleri bulmak ve deneme yapmak, bunlar için izin almak olduğunu belirtmişti. Pandemide zaman çok önemli olduğundan, normalde arka arkaya yapılan bazı testler, eşzamanlı olarak gerçekleştirildi. Aşılar daha sonra, sıralı incelemeye tabi tutuldu. Bu da yetkililerin test sonuçlarını gelir gelmez değerlendirdiği anlamına geliyor. Ancak bu hızlandırılmış adımlara rağmen, tüm aşılar AB'de pazar onayı için Avrupa İlaç Ajansı (EMA) tarafından sıkı bir incelemeden geçmek zorunda kaldı. Tüm bu nedenlerden dolayı, hızlandırılmış geliştirme ve tarama süreçleri, yalnızca, aşı geliştirmeye küresel bir pandeminin ortasında en yüksek önceliğin gösterildiğine işaret ediyor.

Kaynak: https://www.dw.com/tr/covid-19-dört-aşı-efsanesinin-doğruluk-kontrolü/a-57526965

Pfizer / BioNTech ve Moderna aşılarında kullanılan mRNA teknolojisi, on yıldan uzun süredir mevcut yani aşı geliştirme alanında yeni değil. Ayrıca, onaylı mRNA aşıları, insanlarda güvenlik ve etkinlik gösteren sıkı testlere ve klinik denemelere tabi tutuldu.

Bu aşı denemeleri için 90 binden fazla kişi gönüllü oldu. Pfizer-BioNTech aşısı, hastalığa karşı yüzde 95 ve Moderna aşısı, iki doz sonrası hastalığa karşı yüzde 94 oranında koruma sağladı.

Geliştirme, klinik denemeler ve onay, önceki aşılarda görülenden daha hızlı gerçekleştiği doğru. Bunun birkaç sebebi var.

Öncelikle, mRNA teknolojisi son birkaç yıldır diğer viral hastalıklar için (Zika virüsü, kuduz virüsü, respiratuar sinsityal virüs) için kullanıldı. Bu nedenle bilim insanları artık aşina oldukları tecrübe kazandıkları teknolojiyi, keşfinin hemen ardından SARS-CoV-2 virüsüne uygulayabildiler.

İkinci olarak, devlet ve özel firmalardan sağlanan finansman ve ortaklıklar, klinik araştırma aşamalarının çoğunun, tipik test tasarımı olan 'seri' yerine 'paralel' olarak gerçekleşmesine izin verdi. Tüm imkanların seferber edilmesi de süreci önemli ölçüde hızlandırdı.

Üçüncüsü de; aşı geliştirmenin maliyetli ve zaman alan kısmının çoğu, üretim kapasitesini arttırmak ve ticaretini büyüterek kalite kontrolünü sağlamakla ilgili. Bu da genellikle 3. faz etkinlik denemeleri tamamlandıktan sonra gerçekleşir. Ancak salgınının aciliyeti nedeniyle, bu kısımla ilgili fizibilite çalışmalarıyla zaman kaybedilmedi ve kitlesel ölçekte üretimi insan güvenliğine dair klinik denemeleri ile aynı zamanda başlatıldı. Aşıların güvenli ve etkili olduğu kanıtlandıktan sonra halka dağıtılmaya hazır büyük bir stok oluştu.

Kaynak: https://tr.euronews.com/2021/04/12/mrna-asilar-nedir-nasil-calisir-ve-dna-mizi-degistirebilir-mi

Mayo Clinic’in Aşı Araştırma Grubu yöneticisi ve immünolog Richard Kennedy, “Bu nispeten yeni bir teknoloji, ancak yaklaşık 10-12 yıldır bu teknoloji analiz ediliyor ve kullanılıyor” ifadelerini kullandı.

Mount Sinai'den aşı profesörü Florian Krammer ise, “Haberci RNA teknolojisi 2013 yılından itibaren insan üzerinde hem ebola aşısında hem de influenza aşısında kullanılıyor” şeklinde konuştu

Kaynak: https://www.ntv.com.tr/galeri/sagli...YJH3jlkSVEKr7jrhCfl3FQ/US2WvbZ6kU6mA0VjwE-gpQ
 

Gri

Lahmacun
Yönetici
23 Mart 2021
522
1
2.055
39
İstanbul, Çanakkale
dipsizforum.com

3) mRNA Aşısının Yan Etkileri Çok Fazla​


Bazı Covid-19 aşıları mRNA aşıları olarak biliniyor ve bağışıklık tepkisini tetiklemek için genetik bir materyal olan 'haberci RNA' molekülü kullanıyorlar. Peki nedir bu tam olarak, hücrelerimizdeki DNA ile nasıl etkileşime girer ve endişelenmeli miyiz?
Haberci RNA (mRNA), tüm canlı hücrelerde bulunuyor. mRNA'lar kromozomlarımızdaki DNA ile ihtiyaç duyduğumuz proteinleri üreten hücresel mekanizma arasında kimyasal aracılar olarak hareket ediyor. Proteinleri bir araya getirmek için ihtiyaç duyulan talimatları iletiyorlar.

Ne var ki, mRNA ve DNA aynı şeyler değil ve mRNA'lar genetik kodumuzu değiştirmek için DNA'mızla birleşemez. Aynı zamanda nispeten kırılgan bir yapıya sahip oldukları için hücrenin içinde en fazla 72 saat bozulup çözülmeden kalabiliyorlar. mRNA aşılarının çok düşük sıcaklıklarda muhafaza edilmesinin sebebi bu.

Soğuk algınlığına neden olanlar gibi nispeten zararsız virüsler de dahil olmak üzere bir virüs ile enfekte olduğumuzda, bu istilacılar kendi genetik materyallerini hücrelerimize enjekte ederek mRNA parçalarını protein üretim makinemize gönderilmesini sağlıyorlar. Bunu yaparak yeni virütik partiküller oluşturmasını ve yayılmasını sağlıyorlar.

mRNA aşıları oldukça yeni bir teknoloji olmasına rağmen, virüslerin milyarlarca yıldır kullandığı prensibe dayanıyor.

Kaynak: https://tr.euronews.com/2021/04/12/mrna-asilar-nedir-nasil-calisir-ve-dna-mizi-degistirebilir-mi
 

Gri

Lahmacun
Yönetici
23 Mart 2021
522
1
2.055
39
İstanbul, Çanakkale
dipsizforum.com
Özetle, mRNA aşıları ilk kez 1990 yılında ortaya atılan bir fikir sonucu geliştirilen, son 10 - 12 yıldır da üretilen aşılar. Dolayısı ile, aceleye getirilmiş değil, insanlar da kobay olarak kullanılmıyor. Her aşı, onbinlerce gönüllünün katıldığı 3 fazdan oluşan testler sonucu onay alabiliyor ve kullanıma sunuluyor.

Hastanelerde bize imzatılan formlar ise, maalesef saçmalıktan başka bir şey değil. Özellikle özel hastanelerin en ufak bir işlemde bile davalarla karşı karşıya gelmemek için başvurdukları bir yöntem. Aşı için böyle bir uygulama yapılıp insanların korkutulması da çok anlamsız.

Aşının laboratuvarda üretildiği iddiasına ise söyleyecek bir şey bulamıyorum. Olağanüstü iddialar olağanüstü kanıtlar gerektirir ve bu konuda birkaç medyatik ismin konuşmasından, birkaç komplo teorisyeninin iddialarından başka elle tutulur hiçbir kanıt yok. Herhangi bir labaratuvar virüsü inceleyip genetik yapısında insan izine mi rastladı? Hayır. O laboratuvar ortaya mı çıktı? O da hayır. Peki o zaman nedir bu iddianın kaynağı?
 
R

Rick

Misafir
Kpmplo teorileri durup duruken ortaya çıktığı gibi nedenleri de olarak ortaya çıkabilir.Covid19 ait komplo teorilerinden en önemlisi Alman Robert Koch Enstitüsünün 2008 yılında hazırladığı ve Alman hükümetine verdiği, hatta Alman hükümetinin de DSÖ örgütüne ve Türkiye gibi bir çok ülkeye de göndermiş olduğu rapor da komplo teorileri üretmede son derece etkili.Peki soru şu, bu adamlar 8 yıl önceden nasıl nokta atış yapabilmişler?

Bu tür raporlar, bu virüsün mutasyona uğratılmış bir virüs olduğu şüphesini güçlü kılıyor, kaldı ki bir çok biyolok da aynı fikri paylaşıyor.Corona virüs ailesi zaten var, bu bilinen birşey.O aileden olan bir virüsü mutasyona uğratarak yaymak çok zor olmasa gerek.Bir virüsü mutasyona uğratarak tekrar biraz farklı haliyle salmak, yeni bir virüs yapmak ve o virüslere aşı üretmek, aynı " ALANA " giren konular...Biri virüsü yapar, diğeri aşıyı...Döngü böyle sürer gider.Bundan önceki yıllarda, evet virüsler kendiliğinden ortaya çıkıyordu, ama insanların mutasyonundan, ama doğanın etkilerinden...Ancak doğaldı.Şimdi acaba öyle mi?

Bir de tabii ki komplo teorilerine dünyadaki farklı sorunları da ilave ederek bakarsak haklı oldukları yönler maalesef olabiliyor.Örneğin DSÖ nün finansörlerinden biri de Bill Gates..Veya diğer sağlık teşkilatlarının da bir çoğu " finansörlerin " desteğiyle çalışıyor.Ayrıca dünyaya hakim olmak, dünyayı sömürmenin en kolay yolu " para "...Para kimdeyse sömüren de odur.Burada da ilaç sektörü devasa gelirler elde etmeye başlıyor.Kaldı ki ABD bunu yıllardır yapıyor zaten.ABD ilk Irak'a girdiğinde hemen gitti Ebu Garib'teki " tohum silolarını " kuşattı.Yani özellikle global şirketler zaten bir toplumu önce GIDA ile vuruyor.Ardından dayıyor ilacı, ne öldürüyor, ne güldürüyor.Bunlar da bilinen gerçekler.
 

Gri

Lahmacun
Yönetici
23 Mart 2021
522
1
2.055
39
İstanbul, Çanakkale
dipsizforum.com
Kpmplo teorileri durup duruken ortaya çıktığı gibi nedenleri de olarak ortaya çıkabilir.Covid19 ait komplo teorilerinden en önemlisi Alman Robert Koch Enstitüsünün 2008 yılında hazırladığı ve Alman hükümetine verdiği, hatta Alman hükümetinin de DSÖ örgütüne ve Türkiye gibi bir çok ülkeye de göndermiş olduğu rapor da komplo teorileri üretmede son derece etkili.Peki soru şu, bu adamlar 8 yıl önceden nasıl nokta atış yapabilmişler?

Bu tür raporlar, bu virüsün mutasyona uğratılmış bir virüs olduğu şüphesini güçlü kılıyor, kaldı ki bir çok biyolok da aynı fikri paylaşıyor.Corona virüs ailesi zaten var, bu bilinen birşey.O aileden olan bir virüsü mutasyona uğratarak yaymak çok zor olmasa gerek.Bir virüsü mutasyona uğratarak tekrar biraz farklı haliyle salmak, yeni bir virüs yapmak ve o virüslere aşı üretmek, aynı " ALANA " giren konular...Biri virüsü yapar, diğeri aşıyı...Döngü böyle sürer gider.Bundan önceki yıllarda, evet virüsler kendiliğinden ortaya çıkıyordu, ama insanların mutasyonundan, ama doğanın etkilerinden...Ancak doğaldı.Şimdi acaba öyle mi?

Bir de tabii ki komplo teorilerine dünyadaki farklı sorunları da ilave ederek bakarsak haklı oldukları yönler maalesef olabiliyor.Örneğin DSÖ nün finansörlerinden biri de Bill Gates..Veya diğer sağlık teşkilatlarının da bir çoğu " finansörlerin " desteğiyle çalışıyor.Ayrıca dünyaya hakim olmak, dünyayı sömürmenin en kolay yolu " para "...Para kimdeyse sömüren de odur.Burada da ilaç sektörü devasa gelirler elde etmeye başlıyor.Kaldı ki ABD bunu yıllardır yapıyor zaten.ABD ilk Irak'a girdiğinde hemen gitti Ebu Garib'teki " tohum silolarını " kuşattı.Yani özellikle global şirketler zaten bir toplumu önce GIDA ile vuruyor.Ardından dayıyor ilacı, ne öldürüyor, ne güldürüyor.Bunlar da bilinen gerçekler.
Teker teker gideyim. Covid-19, koronavirüs ailesinin bir üyesi; ne ilk ne de son üyesi. Covid'in diğer bir adı da, Novella Coronavirus, yani yeni koronavirüs. Daha önce karşılaştığımız ama ülkemizi, daha doğrusu dünyayı çok etkilemeyen, sınırlı alanda etkisini gösterip azalan SARS ve MERS de koronavirüs.

Dolayısı ile, korona virüs ailesinden kaynaklanan yeni bir salgın olabileceğine dair birçok çalışma vardı. Bunların kimisi Afrika ülkelerini gösteriyor, kimisi de doğrudan Asya'yı. Asya'yı konu alan çalışmaların büyük çoğunluğu da yarasalar üzerine çünkü doğadaki en aktif hastalık taşıyıcılardan biri yarasalar. Yarasalar hakkında bu kadar çok çalışma olması da normal. İçlerinden biri nokta atışı yapmış, diğerleri tutturamamış. Komplo teorisyenlerinin yaptığı, bu birçok -şimdilik- isabetsiz çalışma yerine sadece tek bir çalışmayı ele alarak, buradan bir senaryo üretmek.

Virüsün mutasyona uğramasına gelirsek, kesinlikle öyle. Bu virüs, tıpkı korona virüs ailesinin diğer fertleri gibi, kendisinden önceki korona virüslerden türedi (bunu yazdığını biliyorum, ziyaretçilerimiz için daha geniş anlatayım dedim). Burada Occam'ın Usturası'na başvurmak gerektiğini düşünüyorum; bir olguyu açıklamak için iki geçerli çözüm varsa, daha basit olanı tercih edilir der Ockham'lı William. Virüsün kendisinden önce gelen ve gayet öldürücü olan öncüllerinden evrilmesi mi daha basit bir çözüm, yoksa bilinmeyen güçlerin bir laboratuvarda böyle bir virüs hazırlamış olması mı?

Ben evrimin gücünü bilen bir insan olarak ilkinden yanayım. Çünkü işin sadece ilaç sanayisi boyutu yok, küresel ekonomiyi de hesaba katmak zorundayız. Örneğin Covid nedeniyle ilaç sanayisinin kazanacağı X milyar dolar mı küresel sistem için daha önemli, yoksa kapanmalar ve sanayideki duraklmalar nedeniyle uğranan 10X milyar dolarlık zarar mı?

Başka bir deyişle, ürkütülen kurbağaya değecek mi? Komplo teorileri sadece ilaç sanayisini konu alıp, av - avcı denkleminden dışarı çıkmıyor, ama eğer küresel bir komplo varsa, Covid'in olmaması, olmasına göre çok daha karlı büyük şirketler için. Ayrıca sağlık sisteminin tamamen Covid'e ayrılması nedeniyle hastanelere gidemeyen diğer hastalara satacakları ve aşıdan çok daha pahalı olan (kanser, vb.) ilaçları da satamıyorlar bu dönemde.

Sonuç olarak, küresel ekonomi küçüldü, insanların ölümüyle pazarlar daraldı ve yoğun aşı üretimine rağmen ilaç sanayisi de diğer hastalıklara dair ilaçları satamadığı için zararda. Bu nasıl bir komplo ki herkes zarar ediyor, kimse kar edemiyor?
 
R

Rick

Misafir
Komplo teorileri aslında biraz üzerinde durulması gereken birşey.Şu son 40 yılda özellikle komplo teorilerinde artış ve bu teorilere inanan toplulukların sayılarında artış var.Bunun nedeni evet belki sosyal medyanın kullanımı, gücü olabilir, ancak komplo teorisini gerçek kılanların yani hırsızın hiç mi suçu yok?

Yaklaşık 25 yıl kadar önce bir kitap okumuştum " RUBİKON 1 " diye bir kitap.Ve bu kitap aslında bir " komplo teorisi " üzerinden yürüyen bir kitaptı.Geçen yıl Almaya Rubikon operasyonlarındaki gizliliği kaldırdığını açıkladı...Buyurun, benim okuduğum komplo teorisi olan Rubikon 1 , meğer gerçekmiş hem de 1 de kalmamış Rubikon 1, 2, 3 diye de gitmiş...

Bizim aslında insan olarak yapmamız gereken doğru şey her zaman sorgulamak ve araştırmak değil midir? Sanırım buna hepimiz " evet " yanıtını veririz.O zaman komplo teorilerine en azından " acaba " deyip, sorgulayıp, araştırmamız gerekmez mi? Ama maalesef bu durum da bir çok " kanıksanmış " konu gibi değersizleştiriliyor, küçümseniyor.Oysa belki de bir çoğu doğru, ama alt detayları fazla bilmiyoruz, çünkü zaten komplolar büyük bir gizlilik ve çok güçlü bağlarla gerçekleştirilir.Yani bu konularda pek " ÖTEN " çıkmaz.

Aşı veya salgın konusundaki komploların hep " finansal " kısmına gidiyor aklımız, ama belki başka bir yapılacak operasyon veya operasyonların alıştırma, tatbikat çalışmaları...Bunları dahi bilemiyoruz.Belki aslında bazı ülkelerin " Sağlık Sistemleri " hedef alınmıştı, daha güçlü yatırımlara teşvik edilmeleri için, bunu da bilmiyoruz.Yukarıda sadece " finans " kısmından örnekledim.Belki de bir manyağın İDEAL İNSAN NESLİ projesidir bu, bunu da bilmiyoruz...Ama hepsi de olabilecek şeyler, bunu da az çok anlıyoruz.Hiçbirşeye artık " aaaa " diye bakamıyoruz maalesef.

Ancak savaşlarda " sinir gazı " kullanıldığını biliyoruz, canlıları öldüren " hidrojen bombasını " biliyoruz.Virüs salgını da aynı mantık ile düşünülebilir.Ana haber kanallarına çıkan anlı şanlı profların dediğine " aaaa bak adam doğru söylüyor " diyoruz, ancak kıytırık site veya programlarda ismi pek bilinmeyen insanlara ise " hadi ya komplo teorisi bu " deyip küçümsüyoruz.Pazarlama, gerçekten çok etkili bir yöntemdir insanların birşeyi alması, kabul etmesi için.İyi pazarladılar TOHUM sektörümüzü kaybettik, iyi pazarladılar GIDA sektörümüzü kaybettik, ihraç değil ithal eden ülke haline geldik.
 

Yakida

From bay
Yönetici
23 Mart 2021
1.051
2.626
Bursa
Komplo teorileri doğru değildir gibi bir genelleme yapılmaz elbette, insanların aklı var süreçlerin nasıl işlediğine dair fikirleri olacaktır ancak henüz yeterli veri oluşmadan ki yeterli veri ne demek bunu iyi açmak gerekir, sanıları gerçek varsaymak ve onun üzerinden gitmektir yanlış olan.
Yeterli veriye ise bana göre Aristo mantığına göre ulaşılmaz yani biber acıdır hayat da acıdır o halde hayat bir biberdir gibi.
Yeterli veriden kastım kanıtlar, evet adamlar çok iyi saklıyor olabilirler ama bu işin doğası bu, kanıtın yoksa varsayımlar üzerinden alayları değerlendirmenin ve onları gerçekmiş gibi bir temele oturtmanın pratik hiçbir yararı olmayacağı gibi aşı karşıtlığı cinsinden gerçekte insanlara zarar verecek sonuçlara neden olunabilir, işte bu noktada Grinin sözünü ettiği basit olanı tercih etmek en sağlıklı yoldur benim açımdan da.
Ben de çoğu zaman komplo teorileri üretirim aslında iyidir de beyin jimnastiğidir bir bakıma ama Bill Gates'in DSÖ'nün finansörü olması benim sözünü ettiğim türden bir kanıt bir veri değil, şüpheler verilerle ortaya koyulduğunda gerçeklik kazanırlar tıpkı şüphelerle yola çıkılıp verilerle doğrulanan evrim teorisi gibi, ancak şüpheleri ortaya koyup onlar üzerinden tevatürden öteye gitmeyen kanıtsız çıkarımlar sadece akıl karıştırır ve bunun toplumsal sonuçlarının vebalini kimse üzerine almak istemez.
 

Gri

Lahmacun
Yönetici
23 Mart 2021
522
1
2.055
39
İstanbul, Çanakkale
dipsizforum.com
Komplo teorileri aslında biraz üzerinde durulması gereken birşey.Şu son 40 yılda özellikle komplo teorilerinde artış ve bu teorilere inanan toplulukların sayılarında artış var.Bunun nedeni evet belki sosyal medyanın kullanımı, gücü olabilir, ancak komplo teorisini gerçek kılanların yani hırsızın hiç mi suçu yok?

Yaklaşık 25 yıl kadar önce bir kitap okumuştum " RUBİKON 1 " diye bir kitap.Ve bu kitap aslında bir " komplo teorisi " üzerinden yürüyen bir kitaptı.Geçen yıl Almaya Rubikon operasyonlarındaki gizliliği kaldırdığını açıkladı...Buyurun, benim okuduğum komplo teorisi olan Rubikon 1 , meğer gerçekmiş hem de 1 de kalmamış Rubikon 1, 2, 3 diye de gitmiş...

Bizim aslında insan olarak yapmamız gereken doğru şey her zaman sorgulamak ve araştırmak değil midir? Sanırım buna hepimiz " evet " yanıtını veririz.O zaman komplo teorilerine en azından " acaba " deyip, sorgulayıp, araştırmamız gerekmez mi? Ama maalesef bu durum da bir çok " kanıksanmış " konu gibi değersizleştiriliyor, küçümseniyor.Oysa belki de bir çoğu doğru, ama alt detayları fazla bilmiyoruz, çünkü zaten komplolar büyük bir gizlilik ve çok güçlü bağlarla gerçekleştirilir.Yani bu konularda pek " ÖTEN " çıkmaz.

Aşı veya salgın konusundaki komploların hep " finansal " kısmına gidiyor aklımız, ama belki başka bir yapılacak operasyon veya operasyonların alıştırma, tatbikat çalışmaları...Bunları dahi bilemiyoruz.Belki aslında bazı ülkelerin " Sağlık Sistemleri " hedef alınmıştı, daha güçlü yatırımlara teşvik edilmeleri için, bunu da bilmiyoruz.Yukarıda sadece " finans " kısmından örnekledim.Belki de bir manyağın İDEAL İNSAN NESLİ projesidir bu, bunu da bilmiyoruz...Ama hepsi de olabilecek şeyler, bunu da az çok anlıyoruz.Hiçbirşeye artık " aaaa " diye bakamıyoruz maalesef.

Ancak savaşlarda " sinir gazı " kullanıldığını biliyoruz, canlıları öldüren " hidrojen bombasını " biliyoruz.Virüs salgını da aynı mantık ile düşünülebilir.Ana haber kanallarına çıkan anlı şanlı profların dediğine " aaaa bak adam doğru söylüyor " diyoruz, ancak kıytırık site veya programlarda ismi pek bilinmeyen insanlara ise " hadi ya komplo teorisi bu " deyip küçümsüyoruz.Pazarlama, gerçekten çok etkili bir yöntemdir insanların birşeyi alması, kabul etmesi için.İyi pazarladılar TOHUM sektörümüzü kaybettik, iyi pazarladılar GIDA sektörümüzü kaybettik, ihraç değil ithal eden ülke haline geldik.
Kesinlikle, akıl süzgecinden geçirmediğimiz herhangi bir veri, bizi felakete sürükler. Örneğin yıllar önce doktorlar sigara içmeyi teşvik ediyormuş, insanlar sorgulamadan inanıyormuş. Muhtemelen o dönemde de sigaranın zararlı olduğunu söyleyenlere komplo teorisyeni gözüyle bakılıyordu.

Ben tamamen kapalı olmaktan yana değilim, geleceğe dair bir plan olup olmadığı konusunda da fikir yürütemem. Ancak mevcut veriler ışığında fikir yürütüyorum, o da bana bu virüsün doğal yollarla ve insanların (başta Çin yönetiminin) büyük ihmalleri ve örtbas çabalarıyla bu kadar yayıldığını söylüyor. Pandora'nın kutusu bir kez açılıp, genetik özelliği farklı milyarlarca insana bulaşınca da, Mutasyon geçirmesi kaçınılmaz.

İşin finansal kısmına gelince, komplo teorisyenlerinin çabası nedeniyle bu yönüyle ele alıyoruz aslında. Yeni Dünya Düzeni, vb. bunlarda dayanak hep bu tür iddialar. Bir zamanlar chemtrails safsatası vardı, nüfusu azaltmak için gökyüzünden toplumu spreyliyorlar diyorlardı, şimdi o bitti virüs için söyleniyor aynı şeyler.
Ben de çoğu zaman komplo teorileri üretirim aslında iyidir de beyin jimnastiğidir bir bakıma ama Bill Gates'in DSÖ'nün finansörü olması benim sözünü ettiğim türden bir kanıt bir veri değil, şüpheler verilerle ortaya koyulduğunda gerçeklik kazanırlar tıpkı şüphelerle yola çıkılıp verilerle doğrulanan evrim teorisi gibi, ancak şüpheleri ortaya koyup onlar üzerinden tevatürden öteye gitmeyen kanıtsız çıkarımlar sadece akıl karıştırır ve bunun toplumsal sonuçlarının vebalini kimse üzerine almak istemez.
Felsefedeki non sequitur durumu bahsettiğin. Örneğin Bill Gates DSÖ'yü destekliyor, o halde salgının arkasında o var ifadesi, çıkarılamaz sonuç kapsamına giriyor çünkü iki önerme arasında illiyet bağı yok.
 

Yakida

From bay
Yönetici
23 Mart 2021
1.051
2.626
Bursa
Beni tanıyan bilir UFO'lara ve dünya üzerindeki bazı megalitik yapıların dünya dışı yaşamlar tarafından yapıldığına inanırım, kendimce çıkarımlar seviyesinde çok da kanıtım vardır, ama bana bir kanıt göster denildiğinde orada tıkanırım çünkü kanıtlarım bu konuda sözünü ettiğim nesnel kanıtlar değil, çıkarımlar.
Her şeye rağmen bir gün kanıtlanacağına inanırım ama bu gerçek olduğu anlamına gelmez işte aşı konusundaki komplo teorileri de böyle.
 
Top