• Eğlenceli genel forumlar arasında bir yıldız gibi parlayan en iyi genel forum sitesi Dipsiz Forum'a hoş geldiniz.

    Sadece 3 saniyenizi ayırarak, reklamsız ve güncel forumlar deryasına atlamaya ne dersiniz? Haydi, burası dipsiz bir forum, burada her şey var!

Kader ve Kaza

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
23 Mart 2021
878
2.410
İstanbul
KADER VE KAZA

Kader: Varlıkların ve hadiselerin bütün halleri ve vasıfları ile, sebepleri ve şartları ile, haiz olacakları kuvvet ve kabiliyetleriyle, varlık alemine gelecekleri zaman ve mekanlarıyla Cenab-ı Hak tarafından ezelde tayin buyurulması be bir tertip ile kaydedilmesi demektir.

Kaza: Ezelde takdir olunan her şeyin Cenab-ı Hakkın halk ve icadıyla vucut sahasına çıkması demektir. Kader ilim, kaza kudret sıfatına dayanmaktadır. Kader kazadan öncedir. Bir şeyin varlık sahasına gelmesi hem kaza, hem kaderdir. Yaratılmayan şeyler ise kaderdedir.

Kader iki kısımdır: 1- İnsanın iradesiyle ilgili olan kısım 2- İnsan iradesi dışında olan kısım. Bunu sebebi insanlarca bilinmemektedir. Hadis ile bizi kader ile uğraşmaktan men edilen kısım budur.

İnsan İradesi ve Kudreti:
İrade: İki takdir edilen şeyden birinin meydana gelmesini tahsis eden bir sıfattır. İnsan kendi iradesini okuma yazma gibi fiillerden her birine kullanabilecek durumda olduğundan iradesine külli irade denilmektedir. Bir işe kara verdiğinde iradesi cüzileşmiştir.

İnsanın Kudreti: Kudret; iradenin uygun görmesi üzerine, istene şeylerde tesir icra eden ve faile bir işi işleme ve işlememe imkanı veren bir kuvvettir. İnsan yaptıkları fenalıklara sahip çıkmak istemez. Bana bu günahı kader işletti dediği takdirde küfre gider. İşte insanı bu uçuruma düşmekten kurtarmak için cüz-İ ihtiyari karşısına çıkar.

İnsanın İhtiyari Fiillerdeki Mesuliyeti:
İhtiyari ve ıztırari fiiller bir tutulamaz: Tamamen irademiz dışında meydana gelen ıztırari fiiller için herhangi bir mesuliyet söz konusu değildir. Mesela, göz kapaklarımızın çalışması, cinsiyetimiz gibi. İhtiyari fiiller ise kendi irademizle işlediğimiz fiillerdir. Bir insan, kendi cüz ’i iradesiyle işlediği kötülükler için kaderin böyle olduğundan bu fenalığı mecburen işledim diyebilir mi?

İnsanların bir kısmının hayır diğer kısmının şer yolunu seçmeleri gösteriyor ki, irade ve ihtiyar insandadır, tercih ona bırakılmıştır. Yani, kul cüz ‘i iradesiyle bir fiile teşebbüs etmedikçe Cenab-ı Hak o fiili yaratmamaktadır.

Önemli bir mesele: Cenab-ı Hak ezelde ilim ve iradesiyle her şeyi tesbit ve takdir ettiğine göre bir insanın hakkında şer işlemeyi takdir etmişse o kimse nasıl hayır işleyebilir ve bu durumda nasıl mesul tutulabilir? İlmi kelam alimleri bu hakikati “İlim maluma tabidir; öyleyse malum ilme tabi değildir” kaidesiyle izah etmişlerdir. İlim bir şeyim zihindeki şekli, malum ise o şeyin hariçteki şekli olarak tarif edilir. İlim, işlediğimiz bütün amelleri Cenab-ı Hakkın ezeli ilmiyle bilmesi, malum ise işlediğimiz amellerdir. İnsanlar ihtiyari fiilleri nasıl işleyeceklerse, Cenab-ı Hak öylece bilmiş ve takdir etmiştir.

Hayır ve Şerrin Allah’tan Olması:

Hayır ve şerri Allah’ın yaratması:
İnsanın irade ve ihtiyari ile işlediği hayır olsun şer olsun, bütün amellerini yaratan ancak Cenab-ı Haktır. Lakin, hayrı ve şerri insan kendi ihtiyariyle istemekte, dolayısıyla da mesuliyeti o çekmektedir.

Hidayet ve dalalet: İnsanları hidayete erdiren ve dalalete düşüren ancak Allah’tır. Hidayet Allah’tandır, O nasib etmedikten sonra insan doğru yola giremez. Bütün iyiliklerin Allah’tan, kötülüklerin nefisten olması: İnsan, Hak Tealanın ihsan ettiği büyük sermayeyi O’nun rızası istikametinde kullandığında, ortaya çıkan dünyevi ve uhrevi neticeleri Allah’tan bilmeli ve O’na minnettar olmalıdır. O’nun rızası hilafına kullanan kimse, elde edeceği şerli neticelerden mesul olacaktır. Lezzetli üzüm salkımlarının hasiyetleri kuru çubuğunda aranılmaz.

Kader ve Adalet
Adalet, ihkak-ı hak etmek, yani her şeye layık olduğu hakkını vermek ve herşeyi en uygun mevki ve mertebeye koymaktır. Cenab-ı Hak herşeye taşıyabileceği kadar yük yüklemeyi ezelde takdir buyurmuş ve varlıkları o İlahi Kadere göre yaratmakla bu alemde adaletini tecelli ettirmiş, göstermiştir. Zulüm, başkasının hak ve hukukuna tecavüz etmektir. Kainatın yaratıcısı ve maliki olan Rabbü’l Alemin hakkında zulüm muhaldir. O’nun kahrı ancak emir ve iradesine uymayan asiler içindir.
 

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
23 Mart 2021
878
2.410
İstanbul
Kader ve kazaya iman etmek inanç esasları arasında yer alan önemli bir konudur. Yüce Allah'ın her şeyi ezeli ilminde bilmesi ve her şeyin o bilgi dahilinde ortaya çıkması tartışılamaz. Allah’ın olacakları ezeli ilminde bilip takdir etmesi, kulun kendi iradesiyle işleyeceği sevap ya da günahlardır. Allah, kulunun bir günahı işleyeceğini bildiği için ezeli ilmine kaydetmiştir.

kaza ve kader inancı

3. Sure'de Yer Alan Ayetler

154. Ayeti: Üzüntünün arkasından, size bir güven ve bir uyku indirildi. Bu uyku bir kısım insanı bürüyorken, bir kısım insanı da kendi canlarının derdine düşürmüştü. Allah’a karşı haksız bir zanda bulunuyorlar: onlar “Bu işten bize bir şey var mı?” diyorlar. De ki: “Bütün her şey Allah’a aittir.” Onlar sana açıklayamadığı şeyleri içlerinde gizliyor. Diyorlar ki: “Bu işin bize faydası olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evinizin içinde dahi olsaydınız, yine de öldürülmesi yazılı olanlar, mutlaka öleceklerdi. Allah, kalplerin içindekini deneyip yürekleri temizlemek için yaptı. Şüphesiz Allah, göğüslerin içinde olanı bilir.”

145. Ayeti: Ölüm belli bir süreye göre yazılmıştır, hiç kimse Allah’ın izni olmadan ölemez. Kim dünyada sevap kazanmak isterse, kendisine veririz; kim ahirette sevap isterse ondan veririz. Şükredenleri de mükâfatlandıracağız.

6. Suredeki Ayetler

2. Ayeti:
Önce sizi çamurdan yaratıp, sonra da bir ecel takdir eden Allah'tır. Tayin edilen ecel O’nun katındadır. Bir de şüphe ediyorsunuz.

35. Ayeti: Eğer onların yüz çevirmesi ağır geldiyse, gücün de yetiyorsa haydi yerin dibine inebileceğin bir delik veya göğe çıkabileceğin bir merdiven bul da onlara bir mucize getir! Eğer Allah dileseydi, elbette onlara hidayet ederdi. O halde cahillerden olmayın.

kaza ve kader inancı


54. Suredeki Ayetler

51.
Ayeti: Ant olsun ki biz, küfürde size benzeyenleri hep helak ettik. Ama bunu düşüneniniz mi var?

52.-53. Ayeti: Yapılan her şey kitaplarda kayıtlıdır. Büyük olsun küçük olsun her şey satır satır yazılmıştır.


72. Surenin Ayetleri

25.
Ayeti: Ey Muhammed! De ki: “Söz verilen (azap) yakın mıdır, yoksa onu Rabbim uzun süreli mi kılmıştır ben bilemem.”

28. Ayeti: Böyle yapar ki, Rablerinin mesajlarını tebliğ ettiğini bilirler. Allah onların nezdinde olanları kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır.

kaza ve kader inancı


Kader ve Kaza İle İlgili Hadisler

1. "Kadere, şerre ve hayra ve iman etmedikçe, olacak şeyin asla şaşmayacağına, olmayacak şeyin de asla gelmeyeceğine inanmadıkça, kimse iman etmiş sayılmaz."

2. "Yüce Allah, önce kalemi yarattı sonra, kaderi ve sonsuza kadar olacak olanları yaz emri verdi.

3. Kadere inanmak, imanın esaslarındandır"

4. "Kadere inanmayan kimsenin imanı gerçeğine erişmez"

5. "Kaderi inkar eden kimsenin İslam’dan nasibi yoktur"

6. "Kadere iman etmek, tevhidin bir nizamıdır"

7. "Ahir zamanda şerli olan kimseler kader hakkında konuşur "

8. "Ahir zamanda da kaderi inkar edenler çıkacaktır"

9. Hz.Ömer (r.a.)ın rivayet ettiği hadis-i şerifte, Cebrail islam, iman ve ihsanın ne olduğunu anlatırken şu ifadeyi kullanmıştır: "Allah’a, meleklere, kitaplara, Peygamberlere, ahiret gününe, kadere, hayrın da şerrin de Allah’tan olduğuna inanmaktır.”

Kaza ve kadere iman konusunda Peygamber efendimiz, fazla konuşmayı, münakaşa edilmesini ve bu konuya fazla dalınmasını uygun görmediği bilinmektedir.
 

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
23 Mart 2021
878
2.410
İstanbul
Kader değişir mi?

Sual: Dua ile kader değişir mi? (Allah yazdıysa bozsun) deyimindeki mana nedir? Dua etmeyi dilemek de kaderden mi? Kaderin ömrü nereye kadardır? Ezeli mi, yoksa ebedi mi? Kaderin de bir kaderi var mı?
CEVAP
Önce kaza ve kader ile çeşitlerini bilmek gerekir.
Kader, Allahü teâlânın, olacak şeyleri ezelde bilmesidir. Kaza, kaderde bulunan şeyleri, zamanı gelince yaratmasıdır. Yani kader, maaş bordrosu gibidir. Kaza ise, bu maaşın dağıtılmasıdır. Allahü teâlâ, herkesin ne yapacağını, nerede nasıl öleceğini bilir. Buna, kader, kısmet, baht, nasip, talih, yazgı, alınyazısı deniyor.

Bir film tekrar tekrar gösterilse, bunu önceden seyretmiş biri, ikinci, üçüncü defa seyrederken, (Baş rolde oynayan oyuncu, attan düşüp ölecek) dese, o dediği için mi filmdeki oyuncu ölüyor, yoksa, söyleyen daha önce seyrettiği için mi biliyor?

Allahü teâlâ da insanların başlarına ne geleceğini bildiği için, bunları levh-i mahfuza yazmıştır. Bir âyet meali şöyledir:
(Allah her canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekânı bilir. Hepsi açık bir kitapta [levh-i mahfuzda]dır.) [Hud 6]

Kaderin değişeni de, değişmeyeni de vardır. Mesela değişmeyen ecele, ecel-i müsemma denir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Ecel bir an gecikmez ve vaktinden önce de gelmez.) [Araf 34]

İnsanın işine göre, ömrü ve rızkı değişebilir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah, dilediğini siler, dilediğini değiştirmez. Ümm-ül-kitab [levh-i mahfuz] Ondadır.) [Ra’d 39]

Ümm-ül kitap, ezeli olan kelam-ı İlahinin yazılı olduğu kitaptır. Melekler, bunu anlayamaz. Zamanlı değildir. Allah’tan başka, kimse bilmez. Hiç yok olmaz. Levh-i mahfuzda değişiklik olur. Bunu melekler görür. İnsanın, işine göre, ömrü ve rızkı değişir. İyiler kötü, kötüler iyi olarak değiştirilebilir. Bir başka âyet meali de şöyledir:
(Herkesin ömrü ve ömürlerin kısalması elbette kitapta yazılıdır.) [Fatır 11]

Değişebilen kaza kadere kaza-i muallak denir. Bir kimse, iyi amel yapıp duası kabul olursa, o kaza değişebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Kaza-i muallakı hiçbir şey değiştirmez. Yalnız dua değiştirir.) [Hakim]

(Kader, tedbirle, sakınmakla değişmez. Ama kabul olan dua, bela gelirken korur.) [Taberani]

(Sıla-i rahm ömrü uzatır.) [Taberani]

Kaderin levh-i mahfuzda yazılması kazadır. Bir kimseye takdir edilen bela, kaza-i muallak ise, o kimsenin dua etmesi de takdir edilmişse, dua eder, kabul olunca belayı önler. Duanın belayı önlemesi de kaza ve kaderdendir. Şemsiye yağmura siper olduğu gibi, dua da belaya siper olur.

Ecel-i müsemma değişmez ama; Ecel-i kaza değişebilir. Bir örnek: İki kişi, Hazret-i Davud’a birbirini şikayet etti. Azrail aleyhisselam gelip, (Bu iki kişiden birinin eceline bir hafta kaldı. İkincisinin ömrü de, bir hafta önce bitmişti; ama ölmedi) dedi. Hazret-i Davud, hayret edip sebebini sorunca cevaben dedi ki:
(İkincisinin bir akrabası vardı. Buna dargın idi. Bu gidip onun gönlünü aldı. Bunun için Allahü teâlâ, bunun ömrünü 20 yıl uzattı.) [Levh-i Mahfuz ve Ümm-ül-kitab risalesi]

İnsanın kaderi değişebilir mi?
Sual: Bir kimsenin, yaptığı ameller ve tercihlere göre kaderi değişebilir mi, iyiyken kötü ve kötüyken iyi olabilir mi?
Cevap:
Konu ile alakalı olarak Ahmed ibni Kemâl paşa hazretleri, “Levh-il-mahfûz ve Ümm-ül-kitâb” risâlesinde buyuruyor ki:
“Ra’d sûresindeki, (Allahü teâlâ, dilediğini siler. Dilediğini değiştirmez. Ümm-ül-kitâb, Ondadır) mealindeki âyet-i kerimede, levh-i mahfûz bildirilmektedir. Ümm-i kitâb, ezelî olan kelâm-ı ilâhînin ismidir. Melekler, bunu anlayamaz. Zamanlı değildir. Yani burada zaman yazılı değildir. Allahü teâlâdan başka, kimse bilmez. Hiç yok olmaz. Levh-i mahfûzda ise, değişiklik olur. Bunu melekler görür. İnsanın, işine göre, ömrü ve rızkı değişir. İyiler kötü, kötüler iyi olarak değiştirilebilir. Böylece birine ölümüne yakın, iyi işler yaptırıp, son nefeste iman ile gönderir. Bir başkasına kötü amel işletip, imansız gönderir. Bunun için, Resulullah efendimiz, her zaman, (Allahümme, yâ mukallibelkulûb, sebbit kalbî, alâ dînik) duasını okurdu ki, “Ey büyük Allahım! Kalpleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde sâbit kıl, yani dininden döndürme, ayırma!” demektir. Eshab-ı kiram bunu işitince; “Ya Resûlallah, siz de, dönmekten korkuyor musun?” dediklerinde; (Mekr-i ilâhîden, beni kim temin eder?) buyurdu. Çünkü hadis-i kudsîde; (İnsanların kalbi Rahmânın kudretindedir. Kalpleri, dilediği gibi çevirir) buyurulmuştur. Yani Celâl ve Cemâl sıfatları ile, kötüye ve iyiye çevirir.”

İnsanın ömrü değişebilir mi?
Sual: Bir insanın, yapacağı dua veya vereceği sadaka sebebi ile ömrü kısalabilir veya uzayabilir mi, bir de gelecek olan dertler, belalar, sadaka veya dua ile önlenebilir mi?
Cevap:
Konu ile alakalı olarak İmâm-ı Gazâlî hazretleri, İhyâ-ül'ulûm kitabında buyuruyor ki:
“Kazâ-i mu'allak, Levh-i mahfuzda yazılıdır. Eğer o kimse, iyi amel yapıp, duası kabul olursa, o kaza değişir.” Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez. Fakat kabul olan dua, o bela gelirken korur.)
Duanın belayı def etmesi de, kaza ve kaderdendir. Kalkan, oka siper olduğu gibi, su, yerden otun yetişmesine ve havanın oksijen gazı, canlının hücrelerindeki gıda maddelerini yakıp hararet meydana gelmesine sebep olduğu gibi, dua da, Allahü teâlânın merhametinin gelmesine sebeptir. Bir hadis-i şerifte;
(Kazâ-i mu'allakı, hiçbir şey değiştiremez. Yalnız dua değiştirir ve ömrü, yalnız, ihsan, iyilik arttırır) buyuruldu. Allahü teâlânın takdirinin yani kaderin, Levh-i mahfuzda yazılması kazadır. Bir kimseye takdir edilen bela, kazâ-i mu'allak ise, yani o kimsenin dua etmesi de, takdir edilmiş ise, dua eder, kabul olunca, belayı önler. Ecel-i kazâyı da, iyilik etmek geciktirir. Fakat, Ecel-i müsemmâ değişmez. Ecel-i kazâ denilen, mesela, bir kimse, eğer iyi iş yapar, yahut sadaka verir, hac ederse ömrü altmış sene; bunları yapmazsa kırk sene diye takdir edilmesi gibidir. Vakit tamam olunca, eceli bir an gecikmez. Birinin üç gün ömrü kalmış iken akrabasını, Allah rızası için ziyaret etmesi ile, ömrü otuz sene uzar. Otuz yıl ömrü olan kimse de, akrabasını terk ettiği için, ömrü üç güne iner.

Davud aleyhisselamın yanına iki kişi gelip, birbirinden şikâyet ederler. Dinleyip karar verip giderken, Azrail aleyhisselam gelip;
- Bu iki kişiden, birincisinin eceline bir hafta kaldı. İkincisinin ömrü de, bir hafta önce bitmişti, fakat ölmedi dedi. Davud aleyhisselam şaşıp, sebebini sorunca;
- İkincisinin bir akrabası vardı. Buna dargındı. Bu gidip, onun gönlünü aldı. Bundan dolayı, Allahü teâlâ, buna yirmi yıl ömür takdir buyurdu dedi.
Tefsîr-i Hâzinde deniyor ki:
“Takdir, ezelde Levh-i mahfûzda yazılmıştır. Sonradan bir şey yazılmaz. Levh-i mahfûzda olacak değişiklikler ve ömürlerin artması, kısalması, ezelde yazılmıştır. Buna kazâ-i mu'allak denir. Allahü teâlânın kaderi, yani ezelde ilmi nasıl ise, Levh-i mahfûzdaki değişiklikler, ona uygun olur. Hazret-i Ömer yaralanınca, Ka'bül-ahbâr hazretleri;
“Hazret-i Ömer daha yaşamak isteseydi, dua ederdi. Zira onun duası elbette kabul olur” dedi. Oradakiler;
-Nasıl böyle söylüyorsun, Allahü teâlâ mealen; (Ecel, bir an gecikmez ve vaktinden önce gelmez) buyurdu, dediklerinde;
-Evet, ecel hazır olduğu vakit gecikmez. Ecel hasıl olmadan önce, sadaka, dua ve amel-i salih ile, ömür uzar. Zira Fâtır sûresinde mealen; (Herkesin ömrü ve ömürlerin kısalması hep yazılıdır) buyurulmaktadır dedi.
 
Top