• Eğlenceli genel forumlar arasında bir yıldız gibi parlayan en iyi genel forum sitesi Dipsiz Forum'a hoş geldiniz.

    Sadece 3 saniyenizi ayırarak, reklamsız ve güncel forumlar deryasına atlamaya ne dersiniz? Haydi, burası dipsiz bir forum, burada her şey var!

Parapsikoloji ve ruhsal yetilerimiz

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
23 Mart 2021
887
2.393
İstanbul
Filmlere, kitaplara, belgesellere konu olan parapsikoloji çoğu insan tarafından merak edilmektedir ve parapsikoloji nedir sorusu geçmişten bugüne gündemde kalmayı başaran bir soru olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarihsel süreçte parapsikoloji ile ilişiği bulunan pek çok değişik ve sıra dışı hikaye anlatılmıştır. Bazı insanlar bu hikayelerin doğruluğuna inanırken bazıları gerçek üstü olaylar olduğu görüşünü savunmaktadır. Gerçekliği net şekilde kanıtlanmamış olan bu kavramın doğru ve net şekilde anlaşılabilmesi için öncelikle kelime anlamına ve kökenine değinmek gerekmektedir.

İşe ilk olarak parapsikoloji nedir neye denir sorusu ile başlamak isabetli olacaktır. Parapsikoloji, insanların ruhani yani mental özelliklerini ve kendilerinde var olan sıra dışı yeteneklerin incelendiği bir psikoloji alanıdır. Konuya biraz daha açıklık getirmek gerekirse biz insanlarda var olan tatma, duyma, dokunma ve görme gibi özellikler ile algılanamayan durumların ve olayların incelendiği alana parapsikoloji denmektedir. İnsanların çoğunun kendilerinde var olan 5 duyu organıyla birlikte açıklık getiremediği, anlam kazandıramadığı durumların, bazı özel güçleri olduğu düşünülen insanlar tarafından algılanması ve anlamlandırılması konusu üzerinde duran parapsikoloji alanında geçmişten günümüze araştırmalar yapılmıştır ve günümüzde bu alan bir bilim dalı olarak çalışmalarını yürütmeye devam etmektedir.

Parapsikoloji Hakkında Bilgiler​

Doğaüstü durumların açıklık getirilmeye çalışıldığı bu psikoloji alanının hangi konular ile ilgilendiği ve kavramın özellikleri hakkında bilgiler elde etmek, parapsikoloji nedir sorusunun cevabını ararken atılabilecek sağlam adımlardan birisi olacaktır. Parapsikoloji teriminin tarihsel süreçte ortaya çıkmasının ardından bu kavram ile ilgili pek çok görüş ortaya atılmıştır. Eski ve ilkel çağlarda gelecek hakkında bilgi vermek, zihin okumak ve bir eşyayı fiziksel temas bulunmadan hareketlendirmek gibi kavramlar şeytanın işi olarak bilinmektedir ve bunu başarabilen insanlar şeytan ya da cadı unvanı ile anılmaktadır. Hatta daha da kötüsü Orta Çağ dönemlerinde bu işleri yapan insanlar kötü ruh olmaları ithamı ile idam cezasına çarptırılmakta de hayatlarına son verilmektedir. Bu tarz ilkel ve bilim dışı düşüncelerin arınmaya başladığı nokta ise Psikolog John Rine’ın parapsikoloji terimini kullanması ile olmuştur. John Rine’ın bu terimi ortaya atmasının ardından konuyla ilgili görüşler ortaya atılmaya, araştırmalar yapılmaya ve konu hakkında makaleler yazılmaya başlanmıştır. Bu şekilde günümüzde de parapsikoloji nedir sorusu üzerine konuşmalar güncel şekilde devam etmektedir.

Parapsikolojinin İlgilendiği Alanlar Nelerdir?​

Psikolojinin bir alt dalı olan parapsikolojinin de kendi içerisinde pek çok alt dalı bulunmaktadır. Parapsikoloji nedir sorusunun cevabını arama yolunda bu alt dalları da incelemek ve onlar hakkında bilgi sahibi olmak doğru cevaba gitmek açısından çok faydalı olacaktır.

Parapsikoloji, genel manada olağan dışı yani doğaüstü olay ve durumlarla ilgilenmekle birlikte özellikle hipnoz, aura, telekinezi, telepati, çakta ve duyu algı ötesi gibi doğaüstü durumlar ve faaliyetlere odaklanmaktadır. Var oluşu yüzyıllar öncesine dayanan parapsikoloji kavramı ve bünyesinde bulundurduğu alt ilgi alanları, günümüzde hala güncelliğini korumaya devam etmekte ve halen parapsikoloji nedir sorusu sorulmaktadır. Hatta hipnoz, telepati ve telekinezi gibi olaylara inanan ve uygulama girişiminde bulunan insanların sayısı günümüzde artmaya devam etmektedir. İnsanların zihnini okuma ve görme yeteneklerine sahip olduğunu söyleyen bireyler ile karşılaşmak, günümüzde çok olası bir durumdur.

Bilimsel açıdan ise beyin dalgaları sayesinde iki beynin birbiriyle iletişim kurması da parapsikoloji nedir sorusuna bir cevap vermektedir. Algı çakrası olarak bilinmekte olan ve alnın tam ortasında yer alan 6. Çakranın mor ötesi algılama biçiminde bu olaya katkı sağladığı söylenmektedir. Bu mor ötesi algılama yöntemi ile insanların ne düşündükleri anlaşılabilmektedir. Aynı şekilde cisimlerin hareket ettirilmesi ve gelecek tahminleri de buna bağlı olarak gerçekleştirilmektedir.

Parapsikoloji Üzerine Yapılan Araştırmalar​

Araştırmaların net şekilde başladığı 1960 yılında parapsikoloji üzerine çalışmalar ortalama 300 bilim insanı ile yürütülmüştür. Yalnız parapsikoloji nedir sorusu üzerine yoğunlaşan insanların sayısı günümüzde 10 binin üzerinde bulunmaktadır. Sayının geçmişten günümüze bu denli artmasının ise birkaç sebebi olduğu söylenmektedir. Bunlardan bir tanesi İkinci Dünya Savaşı ertesinde Amerika ve Rusya’nın parapsikolojiyi kullanarak kendi çıkarları doğrultusunda gizli ve önemli bir bilgiye ulaşmaları olarak bilinmektedir. Bu bağlamda 1970 ve daha sonraki yıllarda ABD servisi olan CIA’de çok sayıda medyum ve hipnoz uzmanı çalışan olarak bulunduğu da söylenmektedir.

Biz de, parapsikoloji forum kaynağı olarak sizlere çok kapsamlı bir derleme yaptık. Buyrun.
 

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
23 Mart 2021
887
2.393
İstanbul

Parapsikoloji​

Kuantum fiziğinin bu olguları tekrar gündeme getirmesinden önce, hızla yükselişe geçmiş bir bilimdalı (Bazı bilim adamları tarafından hala bilim dalı olarak kabul edilmez) bu yetileri ve ruhumuzun sınırlarını araştırmaya başlamıştır. Bu bilim dalı Parapsikoloji’dir.

Parapsikoloji terimi, para ve psikoloji olmak üzere iki kısımdan oluşmuştur. Bu terimin anlamı “psikoloji ötesi”dir. Yani psikolojinin alanına girmeyen olağan üstü psikolojik deneyimleri kapsar. Bu isim ilk kez 1920’de Dr. J. B. Rhine tarafından, Fransız psikolog Emil Boirac’ın tabirinden uyarlanmıştır.

Psişik yetileri konu alan kuruluşlar 1882’lerden başlamıştır. 1934 de Dr. Rhine tarafından hızlandırılmıştır. Parapsikoloji, kişilerin ruhsal yetilerini konu alan, düşünce enerjisinin gücünü araştıran bir bilim dalıdır.

Özel laboratuarlarda yapılan deneylerle teyit edilerek, ilerleme kat edilmektedir. Özellikle askeri güçlerin ilgisini çeken bu dalın, tarih boyunca parapsikolojik savaşlara da neden olduğu söylenmektedir.

6a00e0097e4e688833017d3cf13390970c


Bu dalları araştıran parapsikoloji bilimi belli modern aletlerle ölçümler yapmayı ve bunları geliştirmek için yöntemler üretmeyi başarmıştır. Parapsikoloji, insanın biyolojik bir makineden fazlası olduğunu gözler önüne sermesi ve insanın kendini keşfetmesi yönünden çok önemli bir bilimdalıdır.


Parapsikoloji araştırma merkezleri bulunan ülkeler: Başta Rusya, ABD olmak üzere Japonya, İngiltere, Çin, Hollanda, Almanya, Fransa, Portekiz, İsviçre

Parapsikoloji araştırma laboratuarları bulunan ülkeler: ABD, Almanya, Japonya, İskoçya, Fransa, İtalya

Resmi kuruluşların yanında gayri resmi kuruluşlar da bulunmaktadır.

Parapsikoloji kuruşlarının incelediği bazı dallar şunlardır:​

Duyu Dışı Algılama (ESP):Telepati, Durugörü (klervoyans)ÖnseziRüyada ESPHipnoz ve hipnoz altında ESP,Hayvanlarda ESPDuruişitiPsikometri
Psikokinezi (PK);Telekinezi
Bitkilerde Parapsikoloji
Levitasyon
Işınlanma (teleportasyon)
Paranormal şifacılık ve cerrahi
Paranormal teşhis ve otoskopi
Alteraskopi, telemnezi
Gezici durugörü
Astral seyahat
Beden enerji merkez ve alanları;Çakralar ve auralarEnerji bedenleriKirlian fotoğrafçılığıBiyokozmik enerji ve psikotronik bilimGeller etkisiŞuurlu beden kontrolleriDeğişik şuur halleri (ASC)
Tekinsiz ev fenomeni
Kendiliğinden psikokinezi
Düşünce fotoğrafçılığı
Gözsüz görüş
Radyestezi ve radyonik bilim
Telkinbilim
Psişik arkeoloji
Geçmişin bilinmesi


Bu inceleme alanları ve ruhsal yetilerimizin kabaca açılımları aşağıdadır. Burada parapsikolojinin alanlarını üstten incelediğimiz için tüm detaylarına bakmayacağız. Her bir yeti başlı başına bir kitap olacak kadar derindir. Bu yüzden sadece kabataslak parapsikolojinin ilgi alanlarını ve ruhsal yetilerimizi inceleyeceğiz.
 

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
23 Mart 2021
887
2.393
İstanbul

Telekinezi (Psikokinezi)


Telekinezi, parapsikoloji bilim dalının incelediği önemli bir psişik güçtür. Telekinezi, düşünce gücünü yoğunlaştırarak canlı veya cansız maddeler üzerinde etkiler yapabilme gücüne denir. Kelime anlamı olarak, tele; “uzak, uzaktan” anlamına gelen Yunanca bir sözcüktür. Kinezi ise “hareket” demektir. Yani kelime anlamı olarak “uzaktan hareket” anlamını gelir.

matrix_oracles_apt_psychokinesis_no_spoon


Telekinezi, psişik kökenli düşünce enerjisidir. Günümüz parapsikoloji bilim dalında etkileri elektronik aletlerle ölçülmüş ve bu enerjinin varlığı kabul edilmiştir. Birçok bilim adamı bu enerjiyi günlük zamanlarda kullandığımızı kanıtlamışlardır.

Şans eseri dediğimiz olaylardan çoğu telekinezinin eseridir ve bu gücü ister istemez kullanırız. Amerikalı ünlü parapsikolog Rex Stanford bu enerji üzerinde deneyler yapmış ve günlük hayatta kullandığımızı kanıtlamıştır. Buna en basit örnek zardaki istediğimiz numaranın gelmesidir.

Bu çalışmalar sırasında Duke üniversitesinde bu gücü olumlu etkileyen bir etken bulunmuştur. Bu da konsantrasyonun serbest bırakılmasıdır. Yani bir zarda istenilen numaranın gelmesi için önce yoğun bir istek ve konsantrasyon, daha sonra da zarlar bırakıldığı anda bu konsantrasyon ve isteğin kesilmesi gerektiğidir. Bunun önemi, Enid Hofffman’nın kitabındaki hikayeyle çok kolay anlatılabilir:

“Bir öğrencim başından geçen ilginç bir deneyimini bana şöyle anlatmıştı: Bir kasenin içine su koymuş ve kasenin içinde suyu hareket ettirme egzersizleri yapıyormuş. Düşüncenin serbest bırakılması kısmına kadar alıştırmayı doğru olarak yapmıştı. Suya bakıyor ama herhangi bir hareket olmuyordu. Tam o sırada telefon çalmış. Poflayarak sandalyeden kalkmış. Başarısızlık duygusu içinde telefona bakmış. Telefon görüşmesi bittikten sonra, çalışmasına devam etmek üzere geri döndüğünde kasedeki suyun bir kısmı dışarıya sıçrayıp masaya yayılmış vaziyetteymiş. Burada olan nedir? Deneyci telefona cevap vermek için kalktığında, dikkati başka tarafa yönlenmiş ve suyu hareket ettirme arzusunu serbest bırakmış.”


Stanford dualarında telekinezi yasasına dayandığını fark etmiştir. Duaların gerçekleşmesinde, dua eden kişinin yoğun konsantrasyon içinde düşünce enerjisini yoğunlaştırıp, göndermesiyle telekinetik etkisi söz konusudur. Tabi ki dua olgusu başlı başına tartışılabilecek, derin bir olgudur.

Bunun yanı sıra kültürümüz adı geçen nazar olgusunun da temeli telekinezidir. Nazar, bazı kimselerin bakışlarında bulunduğu kabul edilen ve insanlara, özellikle de çocuklara, evcil hayvanlara ve bazı eşyalara zarar verdiğine inanılan kuvvettir.

Ve bu da öfkeli, kıskançlık vb. gibi duygularda yolladığız negatif tesirdir. Nazarlıklar ise göze gözle karşı koyma anlamında göz şeklindedir. Ama nazarlıklarda asıl önemli olan yapıldığı maddedir ki yapıldığı madde negatif tesirleri çekici nitelikte olmalıdır.

Telekinezi deneyleri – Nina Kuligina


1926 doğumlu ve bir rus olan Nina Kuligina (Nelya Mikhailova) telekinezi yeteneği ile parapsikoloji tarihine girmiş insanlardan biridir. Sovyetler tarafından yetenekleri keşfedildikten sonra incelemeye alınmış ve çeşitli deneyler belgelenmiştir. Deneylerde özellikli farklı nesneler, kapalı kaplar kullanılarak magnetik ve dış etkilerin (nefes) ortadan kaldırılması sağlanmıştır.

UnknownTR.127.2.2010


İlginç bir deney:

7 Nisan 1968 tarihli Moscow Komsomolets gazetesinin Psi Fenomeni başlıklı yazısında, Sovyetlerin ünlü psikokinezi medyumu Bayan Mikhailova’ nın ve belki de tüm psikokinezi medyumlarının gerçekleştirdikleri en enteresan deney anlatılmaktadır, bu deney, bilim adamları tarafından filme alınmıştır.

Bilim adamları Bn. Mikhailova’ nın iki metre kadar ötesinde duran bir cam akvaryumun içerisindeki tuzlu eriyiğin içerisine çiğ bir yumurta kırmışlardı ve Bn. Mikhailova, kameraların ve tanıkların önünde bu yumurtanın beyazını sarısından ayırmış, daha sonra da tekrar bir araya getirmişti. Bu deney literatürlere, o zamana dek yapılmış en enteresan deney olarak geçti.


Yemek masasında:

Bn. Mikhailova’dan bir ilginç deneyde yemek masasında gerçekleştirilir. Olayın tanıklarından Vadim Marin bu enteresan deneyi şöyle anlatır: ‘Bn. Mikhailova yemek masasında oturuyordu ve masanın üstünde, kendisinden belirli bir uzaklıkta bir ekmek parçası duruyordu. O, konsantre olarak, bakışlarını dikkatli bir şekilde bu ekmeğe yöneltti.

Bir dakika geçti ve bir dakika daha… Sonra ekmek parçası hareket etmeye başladı. Kesik hareketlerle ilerliyordu. Masanın kenar kesimine yaklaştığında daha düzgün bir şekilde ve hızla yol aldı. Bn. Mikhailova başını eğdi, ağzını açtı ve sanki bir peri masalındaymış ifadesiyle özür dilerim, fakat bunu başka türlü anlatmaya imkân yok, sıçrayarak ağzına girdi. Hipnotize olmuş değildim ve bu olay olduğu gibi filme alınmıştı. ‘

Sigara dumanı:

Çek bilim adamı Dr. Zdenek Rewdak, 1968 yılında Moskova’da ki Parapsikoloji Konferansına katılan yazarlardan S. Strander ile L. Schroeder’e, Bn. Mikhailova’nın psikokinezi yeteneğini incelerken yaptıkları değişik bir deneyden bahseder iken şunları anlatmıştır: Bir cam kavanozun iç kısmını sigara dumanı ile doldurduk ve de kavanozu baş aşağı ederek, Bn. Mikhailova’ nın önüne koyduk. Bn. Mikhailova, belirli bir uzaklık öteden, sanki katı bir cisimmiş gibi dumanı ortadan ikiye böldü.


Kurbağa ve insan kalbine hükmetme:

Nina Mikhailova, Leningrad’da ki bir araştırma esnasında, canlı bir kurbağanın kalp atışını etkileyerek, daha hızlı veya daha yavaş atmasına sebep olmuştur.Bn. Mikhailova, bir keresinde de kuşkucu bir bilim adamına psikokinezi yeteneğini kanıtlamak amacı ile, bilim adamının kalp atışlarını aşırı derecede hızlandırmıştır.

Moskova’da ki Tıp Enstitündeki bu deney altı doktorun gözleri önünde cereyan etmiştir ve doktorun kalp atışları o kadar hızlanmış ki, bayılarak yere düşmüş. Daha sonra da doktor, bu deneyin, işin içerisinde olağandışı güçlerin bulunduğuna dair kendisini ikna ettiğini belirtmiştir.

Tarihte telekineziyi kullananlar ve olayları:

Mevlana: Ünlü bir sufi olan Mevlana’nın kapıları telekineziyle açtığı ve Sema ayini yaparken tüm mumları telekinezi gücüyle söndürüp, yaktığı bilinmektedir.

Hallac-ı Mansur: Hallac-ı Mansur’da ünlü bir sufidir. Ama ne yazık ki sufilik eğitiminde öğrendiği bazı sırları zamanı gelmeden açık bir dille açıkladığı için hariciler tarafından hapishaneye atılmış ve İslam dinine zarar veriyor diye önce kırbaçlanmış, daha sonra derisi yüzülmüş, önce ayakları ve elleri sonra da kafası kesilerek öldürülmüştür.

Hapishanedeyken İbni Khafif ile yaptığı muhabbette telekinezi gücünün ne kadar yüksek olduğu açıkça bellidir. İbni Khafif sorar: -Sabır nedir? Hallac-ı Mansur cevap verir: –Hapishaneden çıkma imkanı olmasına rağmen burada kalmaktır. (Bu arada hapishanenin duvarlarında büyükçe bir delik açılarak Dicle görünür)

(Bunlar gibi daha birçok sufi inisiyesinin telekinezi yapabilme yeteneği vardır. Ama çoğu bu yeteneklerini halk arasında sergilemez.)


İsa peygamber: Hz. İsa’nın da telekinezi gücü olduğu yaşadığı olaylarda bellidir. Hz. İsa’nın bir telekinezi olayını Matta incilde şu şekilde yazmıştı: “Ve İsa sabahleyin şehre dönerken acıktı. Yol kenarında bir incir ağacı görüp ona geldi; ancak yapraktan başka bir şey onda bulamadı ve İsa ona dedi:

Artık senden edebiyyen meyve çıkmasın. Ve incir ağacı hemen kurudu. Şakirtleri bunu görünce: İncir ağacı hemen nasıl kurur! diyerek şaşırdılar. İsa cevap verip onlara dedi: Doğrusu size derim. Eğer imanınız olup, şüphe etmezseniz, yalnız bu incir ağacına olanı yapacak değilsiniz, fakat bu dağa; Kalk, denize atıl, derseniz, olacaktır.

Ve duada iman ederek her ne dilerseniz alacaksınız.” (Matta,Bab: 21/18-22) Duanın temeli telekineziye dayalı olduğu için burada HZ. İsa “duada iman etmek” demiştir. Şüphe ise konsantrasyonu bozan en büyük etmenlerden biri olduğu için Hz. İsa bunu da açıkça belirtmiştir.

Derlenen telekinezi alıştırmaları:

Yöntem 1: Yanan bir mumu nefesinizden etkilenmeyecek bir uzaklıkta masanızın üstüne koyun. Odanızda alevi etkileyebilecek hava akımının bulunmadığından emin olunuz. Kapı ve pencereleri kapatın. Mum alevi düz olarak yanmalıdır.

Wadjmeditation_LRG


Mumun karşısına geçin ve oturun…Aleve konsantre olun…Kendinizi sıkmadan ve kesinlikle zorlamadan aleve bakışlarınızı yönlendirin. Düşüncelerinizi sadece alev üzerinde yapacağınız değişikliğe sabitleyin. Yoğunlaşın…

Alevin sağa, sola ya da geriye doğru yatmaya başladığını düşünün. Bunu isteyin… Konsantrasyonunuzu mümkün olduğunca uzatın. Konsantrasyonunuz bozulursa tekrar kendinizi yapacağınız çalışmaya yönlendirin. Sadece isteğinize konsantre olun. Gözlerinizi kırpabilirsiniz.

Enerjinizi bu işe yoğunlaştırırken, gözünüzün önünde alevin eğildiğini imajine ederek canlandırabilirsiniz. Unutmayın ki konsantrasyon çaba değildir… Konsantrasyon yoğunlaşmış dikkattir. Bu inceliklere çalışmanız sırasında önem veriniz. Her türlü çaba fiziksel olarak gerginlik yaratır. Ve her şeyden önemlisi enerjinizi serbest bırakmanızı engeller.

Düşünce enerjinizi alevin bükülmesi için konsantre ettikten bir süre sonra serbest bırakın… Çalışmanızın en önemli noktası işte bu andır… Sonra tekrar konsantrasyonunuza devam ediniz… Ve birkaç dakika sonra tekrar serbest bırakınız… İşte tam bu anlarda alevinizin büküldüğüne şahit olabilirsiniz

Yanan bir mumu nefesinizden etkilenmeyecek bir uzaklıkta masanızın üstüne koyun. Odanızda alevi etkileyebilecek hava akımının bulunmadığından emin olunuz. Kapı ve pencereleri kapatın. Mum alevi düz olarak yanmalıdır. (Bu alıştırmada mum yerine sigara dumanı kullanabilirsiniz.

Eğer uzun bir kamıştan, bardağın içine yavaş yavaş ağızdaki sigara dumanını üfleseniz, bardağın dibinde bir duman birikintisi oluşturabilirsiniz. Bardağın üstüne hava akimini kesen bir fincan tabağı da kapatırsanız, duman orada birkaç dakika kalır.)


Yöntem 2: Bir kâseye üçte ikisi dolacak şekilde su koyunuz. Suyun üstünde bir parmak kalınlığında, yüzeyi kaplayacak şekilde zeytinyağı dökünüz. Bir dikiş iğnesi alarak her iki ucundan kibritlere batırınız. Yavaşça iğnenizi zeytinyağının üzerine bırakınız. Böylelikle her iki ucu kibrite batırılmış iğneniz rahatlıkla yüzecektir.

Zeytinyağının üzerinde hareketsiz duran iğnenize konsantre olun. İğnenizin yavaş yavaş hareket etmesini isteyin. Bunu zihninizde iyice canlandırın. Sonra düşüncelerinizi ve konsantrasyonunuzu serbest bırakın.Ve gelişmeleri hiçbir şey düşünmeden kayıtsızca gözleyiniz.

Not: Bu yöntemleri havada asılı bir sarkaç, bir kalem vb. gibi şeyler üzerinde deneyin. Ayrıca grup şeklinde yapılması bu etkiyi daha da güçlendirir ve yeni başlayanlar için daha iyidir. Böylelikle ortak bir aura oluşturup bu alıştırmalarda daha iyi sonuç alabilirsiniz.

 

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
23 Mart 2021
887
2.393
İstanbul

Levitasyon

Levitasyon yine düşünce gücüyle fiziki bir etki olmaksızın nesneleri hafifletip havaya uçurma ve havada durdurma gücüne verilen isimdir. Telekinezi özelliğinizi geliştirdikten sonra levitasyon yeteneğinizi de alıştırmalarla güçlendirebilirsiniz. Levitasyon çalışmaları tek kişiyle de yapılabilir ama telekinezide olduğu gibi grupla daha çok başarı elde edilebilir.



Tarihte levitasyon yapan ünlü kişiler ve olayları:

Mevlana: Mevlana levitasyon konusunda da karşımıza çıkmaktadır. İşte Mevlana’nın başından geçen levitasyonla ilgili bir olay:

Mevlana’nın Şam yolculuğu sırasında kafile, Sis İli yakınlarında içinde 40 münzevi rahibin yaşadığı bir mağarada konuklarlar. Yoğun olarak majik çalışmalarla uğraşan rahipler, kendilerine konuk gelenlere bir gösteri yapmak isterler.


Daire şeklinde bir araya gelerek önce yoğun bir şekilde konsantre olurlar ve tam ortalarına oturttukları bir çocuğu levite ederler. Çocuk belli bir yüksekliğe kadar çıkarak havada asılı durmaya başlar. Rahipler bir süre sonra bu levitasyon olayına bir son vererek, çocuğu tekrar aşağıya indirmek isterlerse de bunda bir türlü başarılı olamazlar.

Ne yaparlarsa yapsınlar çocuk havada kımıldamadan durmaktadır. Bu arada çocuk Mevlana’yı göstererek, aşağıya inmesine engel olan kişinin o olduğunu söyler. Rahipler bu olayın Mevlana’dan kaynaklandığını anlayınca çocuğu yere indirmesini rica ederler. Bunun üzerine Mevlana çocuğu yere indirir.

İsa Peygamber: Hz.İsa’nın gösterdiği levitasyon örneklerinden en ünlüsü su üstünde yürmesidir. Bakın Matta’da su üstünde yürümesi ve konsantrasyonun ne kadar önemli olduğu nasıl yazılmıştır:

“Ve gecenin dördüncü nöbetinde, İsa denizin üzerinde yürüyerek yanlarına geldi. Fakat Şakirtler, onu denizin üzerinde yürürken görünce: Bu bir hayalettir, diye şaşırdılar ve korkudan bağırdılar. Fakat hemen İsa: Cesur olun, benim, korkmayın, diyerek onlara söyledi. Petrus ona cevap verip dedi: Ya Rab, eğer sen isen, suların üzerinde sana gelmemi emret. Ve İsa: Gel, dedi. Petrus da kayıktan inip İsa’ya gelmek için suların üzerinde yürüdü. Fakat yeli görünce korktu ve batmaya başlayarak: Ya Rab, beni kurtar! diye bağırdı. İsa hemen elini uzatıp onu tuttu ve kendisine dedi: Ey az imanlı, neden şüphe ettin?” (Matta,Bab: 14/25-31) Buradan da anlaşılacağı gibi Petrus’un şüphe etmesi konsantrasyonu bozmuş ve ona bağlı olarak leviteyi de bozmuştur.


Joseph of Cupertino: 17. yyda yaşamış bu aziz keşişin de levite olabildiğine dair güçlü bir inanç vardır. Bİr mistik olan Aziz Joseph’in ruhsal başka yetenekleri de olduğu söylenmektedir.

giuseppe01


Rabia ve Basralı Hasan: Hasan, Rabia’yı bir gölün kenarında otururken görmüş. Namaz seccadesini, suyun üstüne koymuş ve kadını yanı başına davet etmiş:

“Rabia, Gel! Gel de, namazı birlikte kılalım.”

“Hasan, sen ruhsal eşyalarınla bu dünyanın pazarında fiyaka yaparken, en azından zaten herkesin yakından tanıyıp, bildiği eşyaları sergilemekten kaçınsaydın ve çevrendeki insanların aşina olmadığı eşyaları sergilemeyi tercih etseydin, çok daha iyi davranmış olmaz mıydın?”

Bu sefer de, Rabia hemen kendi seccadesini çıkarmış ve seccadesini havaya fırlatmış. Azizenin (evliya) seccadesi havada asılı kalmış. Sonra da, Rabia havaya uçmuş ve bu seccadenin üstüne oturuvermiş. En sonunda Hasan’a hitaben şunları söylemiş: “Sen de yanıma gelsene ey Hasan! Herkes bizi, böylesine yüksek bir yerdeyken rahatlıkla görebilir!”

Hasan, Rabia’nın yanına çıkmayı kabul etmeyerek yerde kalmaya devam etmiş. Rabia’ya böyle yanına gelmemesinin nedenini de açıklama gereği duymamış. Rabia ise Hasan’ı yatıştırma ihtiyacı hissettiğinden şöyle demiş:

“Hasan, senin yaptığın şeyi bütün balıklar yapabilir, benim yaptığımı ise bütün kuşlar yapabilir. Gerçek iş, şu anda başvurduğumuz ucuz hilelerden medet ummadan yaşayabilmektir. Lütfen artık, burada birlikte yapmak üzere bulunduğumuz esas işimize geri dönelim.” (Feridettin Atar, Müslüman Azizler ve Mistikler, 45)

Rabia ve Basralı Hasan “Allah dostu” olarak da tabir edilen ünlü sufi ve evliyalardır.

telekinesis_by_thesecretwhisper-d4ojpla


Levitasyon egzersizi:

Buradaki egzersizi tek başınıza ya da grup arkadaşlarınızla yapınız:


Masanın üzerine tahtadan yapılmış küçük bir cisim koyun. Rahatça oturup gevşeyin… Dikkatinizi cisminize yoğunlaştırın… Onun ağırlığını zihnen hissedin… Cismin ağırlığını azaldığını, giderek hafiflediğini hissederken, şuurunuzun daha çok yoğunlaşmasına ve derinleşmesine izin verin…

Cismin ağırlığını kaybettiğini hissettikçe daha derin nefes alın ve nefesinizi verin… Her nefes alış verişinizde cisim daha da hafifliyor… Ve siz bunu hissediyorsunuz… İçinizden gelen kuvvet yer çekimini kolaylıkla yenmeye başlayacak… cismin iyice hafiflediğini hissettiğinizde, onun yavaş yavaş yükselmesi için kesin bir emir vermeye başlayın. Eğer imajinasyonunuz tam şekillendiyse ve konsantrasyonunuzu gerektiği kadar yapabildiyseniz düşünce gücünüz cismin havalanmasını sağlayacaktır.
 

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
23 Mart 2021
887
2.393
İstanbul

Duyular dışı algılama (ESP)

Duyular dışı algılama, parapsikolojinin konusuna ilk dahil olan yetilerdir. Bunlara kısaca “altıncı hisler” de denir. Beş duyumuzun dışında kullandığımız diğer algılama yetilerimizdir.
 

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
23 Mart 2021
887
2.393
İstanbul

Telepati

Telepati, kelime kullanmadan düşünce iletişimidir. Telepati iki etkileşimle açıklanır; Verici ve alıcı. Alıcılar, düşünceleri rahatlıkla alabilmekte yani düşünceleri okuyabilmektedir, Vericiler ise düşünceleri nakledebilmektedir.

Günlük hayatta sık sık yaptığımız yetilerimizden biridir. Mutlaka hepimizin aynı anda aynı şeyi düşündüğü olmuştur ya da biri aramadan önce arayacağını bilmişizdir. Özellikle sevdiğimiz insanlarla, annelerle çocukları arasında ve ikizler arasında yoğun bir telepatik bağ vardır. Telepatik bağın en önemli koşulu, frekansların yani titreşimlerin uyuşmasıdır. Bu yüzden çok yakın olduklarımızla daha rahat telepati yapabiliriz.

EnlightenmentThirdEyeandEyelashes_-_Copy


Bazı ilkel kabilelerinde telepatiyle anlaştığı bilinmektedir. Buna en bilinen örnek Aborjin Kabilesidir. Avustralya yerlisi olan Aborjinler, düşünce yoluyla irtibata girmektedirler. Bunun iyi tarafı yaşanan duyguların, algılanan resimlerin, işitilen seslerin yani sözcüklerle aktarmaya gücümüzün olmadığı tüm algıları aktarabilmemizdir. Bu yüzden Aborjin felsefesinde iletişim düşünsel olarak yani telepatiyle olur. Ses ise şifa vermek ve ayin yapmak içindir. Yine bazı felsefeler telepatinin evrensel bir iletişim dili olduğunda ısrarcıdır.
 

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
23 Mart 2021
887
2.393
İstanbul

Durugörü

Gelecek, şimdi veya geçmişte bir olayı oradaymış gibi görebilme yetisidir. Halk arasında, üçüncü göz diye bilinir. Aynı zamanda görsel olarak imgeler almak, rüyaların netliği de buna bağlıdır. Durugörü yetimiz geliştiğinde vizyonlar (görüler) almaya başlarız. Vizyonların anlamı gözümüzü kapadığımız gördüğümüz semboller, şekiller veya olaylardır.

Durugörünün ilk kademelerinde gözlerimizi kapadığımızda renk ve enerji tayfları görmeye başlarız. Daha sonra bu yetimiz geliştikçe yerini sembolik ifadelere (mesela bir kelebek, bir şömine veya bir yarasa gibi) bırakmakta, daha da ilerledikçe artık olaylar, yerler net olarak görülebilmektedir.

Durugörü yetimiz geliştiğinde vizyon almanın dışında, enerji alanları (auralar) görülebilmekte, rüyalar netleşmekte ve haberci rüya sayısı artmaktadır. Öte yandan normal gözün göremediği frekanstaki varlıkları durugörüyle görmek mümkündür. Alın çakrasıyla doğrudan bağlantısı vardır.

Uzaktan görme ve gezici durugörü tanımları da yine durugörü içerisinde yer alır. Mesafe olmaksızın, uzakta ki bir yeri oradaymış gibi görme yetisi olarak tanımlanır. Özellikle ABD istihbaratının bunun üzerinde ciddi çalışmalar yapmakta olduğu bilinmektedir.
 

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
23 Mart 2021
887
2.393
İstanbul

Duruişiti:

Durugörüde alınan bilgi ve semboller nasıl görselse, duruişitie de alınan ruhsal bilgi işitseldir. Bu yeti gelişmeye başladığında önce kulakta çınlamalar olmakta sonra uğuldamalar artmakta ve ardından sesler duyulmaktadır. Bu yetinin gelişmesiyle uzaktan sesler alınabilmekte, rehber varlıklar duyulabilmektedir. Pek yaygın olmayan bu yeti özellikle işitsel yönü kuvvetli insanlarda mevcuttur. Ayrıca normal kulakların duyamadığı frekanstaki bazı varlıkların seslerini bu yolla duymak mümkündür. Kulak çakralarıyla bağlantısı vardır.
 

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
23 Mart 2021
887
2.393
İstanbul

Durubiliş:

Durubiliş, ani alınan bilgilerdir. Durugörü ve duruişiti de görsel ve işitsel olarak alınan bilgiler, durubilişte aniden bilgi şeklinde alınmaktadır. Bunu yapan kişilerin genel tabirleri şudur “Nasıl bilmiyorum ama sadece biliyorum.” Bu da duruişiti gibi pek yaygın olmamakla beraber özellikle zihinsel kişilerde sık olmaktadır. Bazı yazılan önemli ve değerli eserlerin bu yolla yazıldığı öne sürülmektedir. Taç çakrayla bağlantısı vardır.

second_sight


 

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
23 Mart 2021
887
2.393
İstanbul

Durusezi:

Halk arasında kalp gözü diye bilinen olguludur. Olacak bir olayı ya da olmuş olanı hissetmektir. Kişi nedenini bilmediği şeyleri hissetmeye başlar. Bazen bu hisler aniden beliren duygular şeklindedir. Bu seziler diğerlerine göre daha yaygındır. Kalp çakrasıyla bağlantısı vardır.


***​

Bu dört iletişim veya bilgi yolu genel olarak herkes tarafından kullanılır. Ama hepimizde bir tanesi daha çok baskındır. Dört yol, rehberlerimizle iletişim için ve bazı öngörüler için kullanılmaktadır. Buna örnek olarak arabayla gittiğimizi farz edelim ve yol ayrımına giriyoruz. Sola dönersek kaza geçirme ihtimalimiz var ve bu kazayı geçirmememiz gerekiyor.

Durugörüye sahip olan kişi ani bir vizyonla ya da bir önce ki gece rüyası vasıtasıyla sola dönerse kaza yapabileceği haberini alır. Duruişitiye sahip kişi bir anda “Solda kaza var.” Diye bir fısıltı duyabilir ya da o anda çalan şarkıda kulağı sürekli kazayla olan nakarata takılarak, mesajı bu şekilde algılayabilir.

Durubilişe sahip olan kişi, ani bir bilgiyle solda kaza yapacağını ve sağa dönmesi gerektiğini bilir. Bunu nasıl bildiğini bilmese de, bu bilginin doğru olduğuna emindir. Duruseziye sahip bir kişi ise sola dönerse kötü bir şeylerin olacağını hisseder, sola dönmeyi düşündüğünde içine sıkıntı oturur ve bu yüzden sola dönmekten vazgeçer. Bu dört yol günlük hayatımızda yönlendirilebilmemiz, rehberlerimiz tarafından mesaj verilmesi için kullanılan önemli iletişim yollarıdır. Özel tekniklerle bu kanallar temizlenerek hepsi eşit dengede kullanılabilir.

Doreen Virtue’nin, “İlahi Rehberlik” adlı kitabında bu dört iletişim yolundan hangisinin baskın olduğunu bulmaya yönelik bir testk geliştirmiş. Bu testi yaparak hangi kanalınızın daha çok olduğunu fark edebilir ve bu yönde geliştirebilirsiniz.


Test 1

Aklınıza gelen ilk yanıtı vermeye çalışın!


  1. Yeni tanıştığım bir insanda ilk fark ettiğim şey;
a) O insanın nasıl göründüğüdür. (örneğin yüz ifadeleri, saç stili veya giyim tarzı gibi)

b) O insanın ses tonu ve yüksekliğidir.

c) O insanla birlikteyken kendimi rahat hissedip hissetmediğimdir.

d) O insanın bana anlatacak ilginç bir bilgiye sahip olup olmadığımdır.

2. Gerçekten zevk aldığım son filmde şunlar vardı;

a) Güzel bir manzara veya çekici oyuncular

b) Harika bir müzik ve etkileyici sesler

c) Beni duygusal olarak etkileyen ve harika bir duygu veren bir öykü

d) Bana yeni bir şey öğreten harika bir mesaj

3. Bu sözlerden en çok hangisini söylersiniz;

a) Ne demek istediğinizi görüyorum

b) Ne dediğinizi işitiyorum

c) Ben durum hakkında böyle hissediyorum

d) Bunun hakkında düşünmeliyim

4. Bir sorunu çözerken, büyük olasılıkla;

a) Farklı olası çözümleri gözümde canlandırırım.

b) Bir çözüme ulaşıncaya dek kendi kendimle konuşurum

c) Huzura kavuşana dek durum üzerinde düşünüp taşınırım

d) Zihnimde bir yanıtın belirmesini beklerim


5. İdeal mesleğim şunları içerir;

a) resim, çizim ya da heykel yapmak, fotoğraf çekmek, mimarlık ya da film yönetmenliği yapmak gibi sanatsal çalışmalar

b) müzik bestelemek, çalmak ya da konuşmalar vermek

c) danışmanlık, şifacılık yapmak, dans etmek ve/veya şiir yazmak

d) araştırma, bilim, kurgusal olmayan kitaplar ya da makaleler yazmak, doktorluk yapmak ya da bir şeyler icat etmek

6. Doğada en çok sevdiğim şey;

a) Güzel çiçekler, ağaçlar ve diğer manzaralar

b) Kuşların, hayvanların, dalgaların ve rüzgarın sesi

c) Güzel kokular ve temiz hava

d) Ben doğaya pek çıkmam, ama tek başıma açık hava da zaman geçirmekten hoşlanırım

7. Kendimle ilgili olarak en çok geliştirmek istediğim şey;

a) dış görünüşüm


b) sesim

c) kendi hakkımdaki duygularım

d) en sevdiğim konu hakkındaki bilgim

8. Elime biraz fazla para geçince yapacağım ilk şey;

a) bir resim, mücevher, yada yeni mobilya gibi yaşamı güzelleştirecek birşey almaktır.

b) en sevdiğim müzisyenin konserine en ön sıradan bilet almaktır.

c) bir tatile çıkıp yenilenmektir.

d) bilgisayar sistemimin kalitesini yükseltmektir.


9. Yaşayan ya da ölmüş herhangi bir ünlü kişiyle karşılaşabilecek olsaydım, en çok şununla karşılaşmayı isterdim;

a) en sevdiğim film yıldızı

b) en sevdiğim müzisyen

c) kitabı bana çok iyi duygular vermiş bir yazar

d) tarihin akışını değiştiren ünlü bir mucit

10. Lokantalarda beni en çok sinirlendiren şey onların;

a) yemek listesini ve arkadaşlarımı görmemi zorlaştıracak kadar loş olmaları

b) masada ki konuşmayı işitmemi zorlaştıracak kadar gürültülü olmaları

c) gevşeyip zevk almamı zorlaştıracak kadar kalabalık olmaları

d) yemeği neden evde yemek yerine dışarıda yiyeceğimi anlamamı zorlaştıracak kadar pahalı olmaları

11. Şunu yaparak gevşemeyi severim;

a) televizyon ya da bir film izlemek

b) müzik dinleyerek

c) sıcak su dolu bir küvete girerek

d) iyi bir kitap okuyarak

12. Tatile çıktığımda, en çok şunlara vakit harcarım;

a) fotoğraf ve/veya video çekmeye

b) bölge sakinleriyle konuşmaya

c) lezzetli yerel mutfağın tadına bakmaya

d) bölgenin tarihini öğrenmeye


13. Yeni bir araba alacağım zaman en çok önem verdiğim şey;

a) onun görüntüsüdür: stili, rengi ve tasarımı

b) motorun sesi, müzik sisteminin kalitesi ya da iç kısmının sessizliğidir

c) onu kullanırken ki rahatlığım ve zevktir

d) bu arabayı Consumer Reports, Car&Driver gibi tüketim araştırmacılarının nasıl değerlendirdiğidir.

14. İş yerimin sahip olması gereken en önemli şey;

a) yeterli ışıklandırma

b) sessiz olması

c) rahat olması

d) bir bilgisayar modemi için özel bir telefon hattına veya internete girebilmek için gerekli diğer unsurlara sahip olması

15. Çocukken gittiğim sirkten en çok hatırladığım şey;

a) palyaçoların ve büyük çadırın görüntüsü

b) org müziğinin, çocukların kahkahalarının, sirk sunucusunun sesleri

c) patlamış mısırın ve hayvanların kokuları

d) gerili ip üzerinde yürüyen cambazların ve akrobatların dengelerini nasıl koruduklarını merak edişim


Şimdi işaretlediğiniz a, ve diğer yanıtları sayın. Eğer en çok “a” yanıtlarını işaretlemişseniz siz görsel bir yönelime sahipsinizdir, “b” yanıtlarının çokluğu işitsel bir yönelimi gösterir; “c” yanıtlarının çokluğu hissedişsel bir yöntemi gösterir; “d” yanıtlarının çokluğu da bilişsel bir yönelimi gösterir. Bu yönelimlerden hiç biri diğerlerinden üstün ya da aşağı değildir; onlar sadece bizim dünyayla ilişki kurduğumuz doğal yollardır.

Eğer siz, örneğin “b” ve “c” yanıtlarında eşit ya da eşite yakın bir sayı elde etmişseniz, bu sizin iki çok-açık ilahi iletişim kanalına sahip olduğunuz anlamına gelir. Bu örneğe göre, yanıtlarınız sizin hem ses hem de hislere yönelimli olduğunuzu gösterecektir.

Örneğin; siz yedi “a” yanıtını, dört “b” yanıtını, iki “c” ve iki “d” yanıtını işaretlemiş olsaydınız bu sizin çok görsel, biraz işitsel ve çok az hise ve düşünce yönelimli olduğunuz gösterecektir.

Test 2

Doğal iletişim tarzınız hakkında daha çok şey öğrenmek için, aşağıdaki senaryoyu okurken ona nasıl tepki ve karşılık verdiğinize çok dikkat edin:

Küçük bir uçakta tropikal bir adanın havaalanına indiğinizde duyularınız yoğun bir zevkin bombardımanına uğrar. Parlak çiçek baskılı bir giysi giymiş çekici bir adalı boynunuza mor orkidelerden oluşan bir kolye takarak sizi selamlar. Siz ona teşekkür ederken, uzaktan “Hona Hona Lei” şarkısını çalan güzelim Hawaii kitarasının sesini duyarsınız. Nemli bir tropikal esinti teninizi yalayıp geçerken size Hawaii orkidelerinin güzel kokusunu getirir. Adeta bir cennette olduğunuz hissedersiniz. O anda, bu adada sürekli olarak kalabilmek için ne tür bir iş yapabileceğinizi düşünürsünüz.

Şimdi bir an durup bu tropikal ada sahnesini hatırlayın. Zihninizde en çok ne öne çıkıyor?


a) Parlak çiçek desenli giysi giymiş, elinde mor çiçeklerden oluşan kolye tutan çekici adalının görüntüsü

b) Hawaii kitara müziğinin sesi

c) Nemli havanın verdiği his, güzel çiçek kokuları ve dingin, cennetvari bir atmosfer

d) O adada kalabilmek için bir iş arama düşüncesi.

Daha önce de olduğu gibi “a” görsel yönelimle, “b” işitsel bir yönelimle, “c” hissedişsel bir yönelimle ve “d” de düşünsel bir yönelimle ilişkilidir.

Zihninizde en berrak biçimde öne çıkan şey sizin dünyayla doğal ilişki kurma biçiminizin bir başka göstergesidir. Siz fiziksel dünyayla nasıl ilişki kuruyorsanız, ruhsal dünyayla da öyle ilişki kurarsınız. Semavi alem dört iletişim kanalını kullanır ancak biz genelde doğal olarak alıcı olduğumuz kanalları fark ederiz.
 
Top