• Eğlenceli genel forumlar arasında bir yıldız gibi parlayan en iyi genel forum sitesi Dipsiz Forum'a hoş geldiniz.

    Sadece 3 saniyenizi ayırarak, reklamsız ve güncel forumlar deryasına atlamaya ne dersiniz? Haydi, burası dipsiz bir forum, burada her şey var!

Vahabilik (Vahhabilik) Nedir?

Samur

Azimli üye
Tam Üye
17 Nisan 2021
192
1
383
İstanbul
18. yüzyılda kurulan vahabilik hakkında öğrenmek istediklerinize bu yazımızda yer veriyoruz! İşte vahabilik nedir, kim tarafından kurulmuştur sorularının cevabı

Kökeni Seefilik’e dayanan Vahabizm ya da Vehabizm, 18. yüzyılda Muhammed bin Abdülvehhab tarafından kurulmuştur. Ancak, Vahabilik ismi daha çok muhalif grubun onlar için kullandığı isimdir. Bu kişiler kendilerini Selefi olarak isimlendirmektedir.

Vahabilik Tarihçesi​

Günümüzdeki Suudi Arabistan Devleti’nin kurucusu olan Muhammed bin Suud ile dönemin güçlü aşiretlerinden birinin reisi Muhammed bin Abdülvahhab’ın müttefikliği sonucunda İslam dünyasında yeni bir hareketin kıvılcımlarını ortaya çıkarmaktadır. Muhammed bin Abdülvahhab, Suud ailesinin sağladığı siyasi destek sayesinde büyük çapta fikirlerini yaymaya başlamıştır.

Suudlar, bu fikirlerin yayılmasıyla birlikte gerileme döneminde olan Osmanlı Devleti’nden koparak özerkliğe sahip olmak gibi ayrılıkçı fikirleri benimsemişlerdir. Gerileme döneminde Abdülvahhab’ın fikirleri Osmanlı’ya yönelik isyan için uygun bir zemin oluşturmaktadır. Vahabilik fikirlerini benimsemek ve kabul etmek Osmanlı Devleti ve onun memurlarının müşrik olarak görülmesine neden olmaktadır. Böylece onlara itaatten vazgeçilmiş, isyan için itikadi sebepler ortaya çıkmaya başlamıştır.

Osmanlılar için önemli bir sorun olan Vahabilik hareketi sorununun çözülmesi için Mehmed Ali Paşa görevlendirilmiştir. Birtakım çekişmeli olayların yaşanmasının ardından Abdülaziz bin Suud, 1901 yılında Vahhabi Devletini kurmuştur.

Vahabilik İnançları​

Muhammed bin Abdlvahhab’ın vurguladığı tevhid (Allah’ın birlenmesi) konusundaki yorumu çevresinde toplanan Vahabilik din anlayışıdır. Tevhid, Muhammed bin Abdülvahhab’a göre kullukta Allah’ı bir tanımaktır. Tevhid kelimesini söylemek Allah’tan başka tapınılan şeyleri tanıdıkça bir anlam taşımamaktadır. Allah, davranışlarla, dille ve en önemlisi kalple birlenmelidir. Eğer bunlardan birisi eksikse kişi Müslüman olamamaktadır.

Tevhid üçe ayrılmaktadır. Allah’ın isim ve sıfatlarında birlemek (tevhid-i esma ve sıfat) ilkidir. İkincisi Allah’ı Rabb’lıkta birlemek (tevhid-i rububiyet) ve Allah’ı ilahlığında birlemektir (tevhid-i uluhiya) üçüncüsüdür. Bu üç biçimde Allah’ı birleme amellerle mümkün olmaktadır.

Kur’an ve sünnetin dışında yasak ve emir tanımamak, İslam Peygamberi’nin döneminde bulunmayan şeyleri ve tevessülü terk ederek Allah’ı birlemek gerekmektedir. Bu tevhid, Vahabilik inancında amel tevhidi olarak adlandırılmaktadır.

Bir hüküm koyucu tanımak, Peygamber dahi olsa Allah’tan başkasından yardım dilemek ya da Allah dışındaki bir varlık için adakta bulunmak, kurban kesmek kişiyi küfre düşürür, mal ve can dokunulmazlığını ortadan kaldırır.

Vahabilik İnancının Tevhit Anlayışı​

Tevhid anlayışının getirdiği önemli sonuçların ilki, Peygamber’den şefaat talebinde bulunulamamasıdır. Allah’a özel bir hak olan şefaat, Peygamber’den doğrudan talep edilirse onu Allah’a ortak tutmak anlamına gelmektedir. Sonuçta, Arap paganlar da Allah’ı kabul etseler dahi melekleri, putları şefaatçi kabul ettiklerinden müşrik olmuşlardır.

Vahabilik inancında tevessül inancı da şefaat inancı gibi şirktir. Tevessül inancı, mutasavvıflar arasında daha çok yaygındır. Birtakım şeyhlerin, velilerin yaşamlarında ve öldükten sonra tasarruf sahibi olduklarına inanılmakta, onların himmetleri dilenmekte ve Allah’tan şefaat dilenmesi için aracı kılınmaktadırlar. Allah’ın yaratmada, tasarruf etmede, yönetmede, işleri düzenleme ve belirlemede ortağı olmadığından bu da açık bir şirktir.

Bidatlar Meselesi​

Bid’atlar karşısındaki tutum da Vahabilik inancının en önemli özelliklerinin birisidir. Muhammed bin Abdülvahhab, Kur’an ve sünnette olmayan her şeyi bid’at olarak tanımlamaktadır.

Bir bid’at çıkaran melun olarak adlandırılmakta ve çıkardığı şeyin de reddedilmesi gerekmektedir. Bid’atların çoğu ise insanı şirke düşürmektedir. Bunlar arasında mezarlar, türbeler ve bunları ziyaret etmek başta gelmektedir. Şirke neden olmaması adına türbe yapımı ve mezar ziyaretleri kesin olarak yasaklanmalıdır. Allah’tan başkasına ibadet etmek, Peygamber’in anısını yüceltmek, falcılara, müneccimlere inanmak, ölülere niyaz, tevessül, Hırka-i Şerif ve Sakal-ı Şerif ziyaretleri yapmak, şirk koşmaktır.

Sünnet veya nafile namazlar kılmak, mevlit toplantıları düzenlemek, bu toplantılarda mevlit okumak Vahabilik inancına göre yasaklanması gerekmektedir. Bir hastalık veya beladan kurtulmak, göz değmemesi için nazar boncuğu takmak, muska takınmak, güzel görünmek vb. için boncuk, ip, hamayi gibi şeyler takınmak, ağaç, tas vb. şeyleri kutsal saymak, sihir, yıldız falı, büyü gibi şeylere inanmak, iyi kişilere ya da velilere tazimde bulunmak, onlardan yardım dilemek, onlara dua etmek gibi şeyler de şirke neden olan bid’atlar arasında yer almaktadır. İyi insan gibi görünerek çıkar sağlamak, riya için namaz kılmak da şirke girmektedir. Cami ve mescitlerin süslenmesi ya da minare yapılması da terk edilmesi gereken bid’atlardandır.
 
Moderatörler tarafından düzenlendi:
Top